Söz&Kalem Dergisi - Emrullah Güneş
İçinde yaşadığımız çağ, bilgiye erişimin kolaylaştığı ama hakikatin daha da bulanıklaştığı bir çağdır. Özellikle gençlerimiz, düşünce dünyalarını şekillendiren birçok akımla yüz yüze kalmaktadır. Bilimsellik adı altında sunulan ateizm, deizm ve agnostisizm gibi fikirler, genç zihinleri kuşatmakta; onları köklerinden, inançlarından ve maneviyatlarından uzaklaştırmaya çalışmaktadır.
Bu yazı, bu tehlikelerin farkına varılması, genç dimağların nasıl korunabileceğinin anlaşılması ve İslam'ın çağları aşan evrensel yüceliğinin bir kez daha hatırlanması için kaleme alınmıştır.
Hakikate açılan kapılar, ancak doğru bilgi ve sağlam imanla aralanabilir. Öyleyse gelin, imanımıza yönelen bu modern saldırıları birlikte tanıyalım, tedbirlerimizi alalım ve gençlerimizi fıtratın berrak aydınlığına yeniden kavuşturalım.
Bilimsellik Kılıfı Altında Sunulan Zehir
Bugün, çağın bir vebası gibi gençlerimizin kalplerine sinsice sızan, zihinlerini bulandıran, imanlarını zedeleyen tehlikelerle karşı karşıyayız: Ateizm, deizm ve agnostisizm. Bu akımlar, bilimsellik görüntüsü altında sunulsa da, gerçekte insanı varoluşunun anlamından koparan, ruhunu kurutan, umutsuzluk ve belirsizlik içinde bırakan fikir akımlarıdır.
Peki nasıl oluyor da Allah’ın nuruyla yaratılan bir genç, bir gün kendisini inançsızlık bataklığında bulabiliyor? Ve bizler, bu tahribatı önlemek için neler yapabiliriz?
Günümüz gençliği, bilim ve teknolojinin büyüleyici hızına tanıklık ediyor. Bilimsel gelişmeler hayatın her alanını sarmış durumda. Fakat bilimsel verilerle, bilimsellik görüntüsü altına saklanan inançsızlık zehri, özellikle genç zihinlere sinsice aşılanıyor.
Ateizm, Tanrı’nın yokluğunu iddia ederken; deizm, Tanrı’yı kabul etmekle birlikte O’nun hayata müdahil olmadığını ileri sürüyor. Agnostisizm ise "Bilemeyiz" diyerek hakikati bulanıklaştırıyor. Hepsi ortak bir noktada birleşiyor: İnsanı yalnızlığa, sahipsizliğe ve anlamsızlığa sürüklemek.
Bu akımlar, gençlere “akıllı olmanın” veya “özgür düşünmenin” bir göstergesi gibi sunuluyor. Oysa gerçekte bu düşünceler, insanı köksüz, yönsüz ve hedefsiz bırakıyor. Bilim, eşyayı açıklayabilir; ama bilimin amacı hayatın anlamını, insanın niçin var olduğunu çözmek değildir. Bilimi, hayatın mutlak hakemi gibi göstermek, gençleri aldatmanın en büyük yoludur.
İman Zedelenmesi Nasıl Başlıyor?
Birçok gencin imanını zedeleyen süreç, küçük bir şüpheyle başlar. Bir videoda duyduğu bir söz, bir kitapta okuduğu sorgulayıcı bir ifade, bir öğretmenin ima yoluyla aktardığı inançsızlık... Genç zihinler bu şüpheleri eğer doğru bilgiyle zamanında yüzleştirmezse, inançlarına yabancılaşmaya başlarlar.
Özellikle sosyal medyada bilimsel gerçeklerle süslenmiş ateist ve deist içerikler, gençlere "kendi kararlarını verme" süsüyle sunuluyor. Oysa ortada büyük bir yanıltma vardır: Sorgulamak, inkâr etmek değildir. Sorgulamak, hakikate ulaşmak içindir; ama doğru kaynaklardan, sağlıklı yollarla yapılırsa.
İslam'ın Evrenselliği ve Yüceliği
İslam, insan aklına değer verir. Kur'an-ı Kerim defalarca aklı kullanmaya, düşünmeye, tefekkür etmeye çağırır. Rabbimiz, insanı akılsız bir varlık olarak yaratmamıştır. Aksine, insanı diğer varlıklardan ayıran en temel özelliği, akıl ve iradedir. İslam, evrenseldir çünkü her çağın insanına hitap eder. Bilim ilerledikçe İslam’ın doğruluğu daha da parlamaktadır. Kur'an’da yer alan birçok ayet, bugün bilimsel bulgularla da teyit edilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki, Kur'an bilim kitabı değil, hidayet kitabıdır. Bilimle çelişmez, bilakis bilim insanı doğru düşündüğünde Kur'an’daki hakikati tasdik eder.
Kur'an’ın sunduğu dünya görüşü, insana değer katar. İnsanı başıboş bırakmaz. Hayatın anlamını verir, varoluş amacını açıklar. Allah’a kulluk etmek, sadece ibadet etmek değil; insanın tüm hayatını anlamlı kılmaktır.
Korunma Yolları: İmanı ve Akıl Sağlığını Korumak
1. Sağlam Bir İlim İklimi Oluşturmak:
Gençlerimize İslam’ın akıl ve bilimle olan uyumunu anlatan sağlam bir ilmî alt yapı kazandırmalıyız. Ezberci bir eğitim değil, anlamaya ve kavramaya yönelik bir eğitim modeli şarttır.
2. Şüphelerle Yüzleşmeyi Öğretmek:
Şüpheyi düşman olarak görmek yerine, doğru yönlendirilirse şüphenin hakikati aramaya vesile olabileceğini anlatmalıyız. Şüphelerini ifade eden gençlere kızmak yerine, onları sabırla dinlemeli ve ikna edici cevaplar sunmalıyız.
3. İnançsızlıkla Mücadelede Model Olmak:
Gençler örnek arar. Sözden çok yaşantı etkiler. Anne-babalar, öğretmenler ve toplum büyükleri İslam’ı yaşayarak göstermelidir. İyi bir Müslümanın hayatı, İslam’ın güzelliğini en güçlü şekilde anlatır.
4. Sorgulama Ruhunu Desteklemek:
"İman etmek için sorgulamayı bırakmalısın" anlayışı yanlıştır. Aksine İslam, insanın aklıyla iman etmesini ister. Bu yüzden gençlerin sorularını küçümsemek yerine onları derinlemesine düşünmeye teşvik etmeliyiz.
5. Doğru Kaynaklarla İrtibat Kurmak:
İslam'ı doğru kaynaklardan öğrenmek çok önemlidir. Güvenilir âlimlerin kitapları, sağlam temellere dayalı akademik çalışmalar gençlere sunulmalı, popüler kültürün sığ ve yalan dolu anlatımlarına karşı bilinç oluşturulmalıdır.
İmanımızı Ayet ve Hadislerle Güçlendirmek
Kur'an-ı Kerim’den Işık Tutan Ayetler
1. İman, Akıl ve Tefekkür İlişkisi:
"Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, akıl sahipleri için elbette ibretler vardır."
(Ali İmran, 3/190)
2. Şüphenin Tedavisi:
"Eğer şüphe ediyorsanız, size indirdiğimiz Kur'an'ın benzerini getirin."
(Bakara, 2/23)
3. Allah’ın Kullarına Yakınlığı:
"Andolsun, insana şah damarından daha yakınız."
(Kaf, 50/16)
Peygamber Efendimiz’in (sav) Hikmet Dolu Sözleri
1. İmanın Temel Kaynağı:
"İman, kişinin kalbiyle tasdik, diliyle ikrar ve amelle göstermesidir."
(Müslim, İman, 20)
2. Gençlere Değer Verme:
"Gençliğini Allah’a itaatle geçiren kişiye Arş’ın gölgesinde yer verilecektir."
(Buhari, Zekât, 16)
3. İmanın Korunması:
"Kalp bir pamuk tanesi gibidir. Rüzgâr nereye savurursa oraya gider. Allah kalbimizi sabit kılsın."
(İbn Mace, Mukaddime, 13)
İman Bir Hazine, Korunması Gereken Bir Emanettir
İman, insanın en büyük hazinesidir. Bu hazineyi kaybetmek, insanı ruhsuz ve amaçsız bir varlık haline getirir. Gençlerimizin, bilimsellik adı altında sunulan sahte fikir akımlarına karşı bilinçlendirilmesi, imanlarının koruma altına alınması zaruridir.
Unutmayalım ki; İslam, çağların ve akımların üstündedir. Hakikat, geçici akımlara boyun eğmez. Herkes terk etse bile, Allah (cc) kulunu terk etmez.
Önemli olan, o imanı kalpte diri tutmak ve ilimle, irfanla beslemektir.
Gençlerimize güvenelim, onların sorularını ciddiye alalım ve birlikte hakikatin peşinden yürüyelim. Çünkü İslam, yalnızca bir din değil; insanı ve hayatı yücelten ebedî bir nurdur.
Selam ve dua ile..