Söz&Kalem Dergisi - Yahya Önen
Ya Resûlullah,
“Ashabım gökteki yıldızlar gibidir,
Hangisine uyarsanız doğru yolu bulursunuz.” buyuruyorsun.
Ben de kasımın soğunda kaybolmuş bir seyyahım.
Aylardan kasım, soğuk bir sonbahar günü.
Bahar bitiyor,
Kışın soğruk sisinde kayboldum.
Yolda giderken parlak bir yıldız yaklaşıyor bana,
“Bu yoldan devam et.” diyordu.
Derken etrafım doldu yıldızlarla,
Her biri bir sahabenin nefesi gibiydi.
Uhud’un hüznünü taşıyordu rüzgâr,
Bedir’in zaferi geçti kalbimden.
Gecem aydınlandı,
Kasım bile bahara döndü o an.
Ya Resûlullah,
Senin yıldızlarına tutundum.
Her biri bir ışık, bir yol, bir yıldız...
Şimdi biliyorum,
Kaybolmamışım ben.
Kasımın soğuğunda yola çıktım,
Bahara vardım ashabının ışığıyla.
Bir eve vardık,
İçeride yıldızlar çoğaldı.
Bir yıldız yaklaştı, sarıldı bana,
Baktım — o yıldız Ebû Bekir’in sadakati.
Selâm verdi bir diğeri,
Işığı daha sert, daha keskin.
Tanıdım onu,
O yıldız Ömer’in adaletiydi.
Bir yıldız tuttu beni,
Oturtu baş köşeye.
Gülüşü huzur doluydu,
O yıldız Osman’ın cömertliğiydi.
Bir yıldız su uzattı bana,
Eli yorgun ama yüzü aydınlıktı,
O yıldız Mus’ab’ın fedakârlığıydı.
Vakit yatsı olmuştu,
Ağlayan bir ezan duydum.
Bir yıldız göğe yükselmiş,
O yıldız Bilâl’in teslimiyetiydi.
Sonra bir yıldız daha geldi,
Bilâl’i sakinleştirdi.
Nur gibi duruyordu karşısında,
O yıldız Ali’nin ilmi ve cesaretiydi.
Ya Resûlullah,
Yıldızlarına dokundum bu gece.
Her biri senden bir iz taşıyordu,
Her biri senin sevgini anlatıyordu.
Şimdi biliyorum,
Hangisine uyarsam sana varırım.
Kasımın ortasında kaybolmadım,
Sadece sana çıkan yolu buldum.