Söz&Kalem-M.Furkan Aslan
Varlık alemindeki her zerrede kendisini tanıtan, bizleri varlığından haberdar kılan Vacibü’l Vücut olan Rabbimizin adıyla…
Marifetullah, yani Allah’ı tanımak, gerek İslam’da gerekse de tahrifata uğramamış tüm semavi dinlerde, İman’dan sonraki en asli meseledir. Doğası gereği bilmeye/tanımaya ilgi duyan insan için bu durum pek tabiidir. Kendisine inanılan ve iman edilen İlah’ı tanımaya çalışmak, inanan bir kulun imanını kemale erdirmesi adına olmazsa olmaz bir ilkedir.
İman nimeti ile müşerref olan her birey, kendi mizaç ve şakilesine göre Rabbine giden bir yol bulmaktadır. Nitekim, denilmiştir ki; insanların sayısı adedince Allah’a giden yollar vardır. Hatta Üstad Bediüzzaman gibi kimi alimler, bunu biraz daha genişletip, ‘’Allah'a giden yolların sayısı, mahlukatın nefesleri adedince, hakikattir, mübalağa değil.’’ Demişlerdir.
Söz gelimi muhakkik filozoflar, derin fikir ve düşünce vasıtasıyla; mütekellimler, dinin inanç ve itikat yönünü incelemeyle; suffiler, irfan ve sezgi yoluyla; müfessirler, Kur’an’daki burhanlar ile; muhaddisler, Resulullah’ın (s.a.v) pratikleri ile; tarihçiler, geçmiş dönemlerdeki yaşanmışlıklar ile; kimyagerler, maddenin yapısı ve özelliklerinde bulunan hayret-feza incelikler ile; zoologlar, hayvanlardaki yaratılış sırrı ile; botanikçiler, bitkilerde bulunan harikulade intizam ile; fizikçiler, evrende bulunan enerji, kuvvet ve hareketin baş döndürücü özellikleri ile; sosyolog ve psikologlar, toplumu ve insanın yapısını tahlil ile Allah’ı tanımış, tanıtmış ve kemale doğru yol almışlardır.
Kısacası Allah’ı tanımadaki yollar; nakli ve akli bilgiler, keşif ve sezgisel ilhamlar, bilimsel ve ilmi tecrübeler olabilmektedir. Bu yolların her biri başlı başına bir değer ve Allah’a götürme babında kıymetlidir. Biz ise, özetle Bilimin tarifini yaptıktan sonra, deney ve gözlemler ile Allah’ı bulan ve bizlere müstesna şekilde tanıtmaya çalışan bir grup Batılı Bilim insanının perspektifinde Allah’ı tanıtmaya çalışacağız.
Bilim, insanoğlunun evreni tanımaya çalıştığından beri süregelen bir araştırmalar dizinidir. İnsan, evren, madde, nesne hülasa varlık bulan her şeyin bir bölümünü spesifik veya tümel olarak seçen, deneysel yöntemlerle ve gerçekliğe dayanarak inceleyen ve bundan yasalar çıkarmaya çalışan düzenli ve tutarlı olan bir bilgi sistemidir. Bilim İnsanı, bu şartları üzerinden barındıran; bağımsız, objektif, gerçekçi ve eleştirilebilir kişidir.
Tüm bu girizgah ve tanımlardan sonra asıl konumuza giriş yapalım…
1- Jean Rolend Koserv – Kimyacı ve Matematikçi:
‘’Birtakım atom ve molekülerden oluşan madde, bu molekül ve atomların bizzat kendisi, onları meydana getiren protonlar, nötronlar ve elektronlar, elektriklenme ve enerji; evet, bunların hepsi bir takım özel kanunlara tabidir. Hiçbiri rastlantı ve tesadüf üzere değillerdir. Hele ki maddenin kendi kendini yarattığı iddiası, son derece tutarsızdır. Bütün alemdeki varlık ve yaratılış düzeni, güçlü ve bilgili bir varlığın istek ve iradesiyle meydana geldiğini bize tanıtmaktadır.’’
İşte O (c.c), alemlerin Rabbi olan ilahımızdır…
2- Pierre-Simon de Laplace – Astronom:
‘’Güneş sistemi içerisinde görülen devası ihtişamın rastlantı sonucu meydana geldiğini söylemek mümkün değildir. Bu kusursuz düzen, bize bir yaratıcı tarafından meydana geldiğini söylüyor.’’
İşte O (c.c), alemlerin Rabbi olan ilahımızdır…
3- Walter Paul Berg – Biyokimyager:
‘’Hem Allah’ın varlığını inkara kalkışacak, hem de tabiatın her yerine mutlak bir düzen ve intizamın hakim olduğunu kabullenecek olursak, büyük bir çelişkiye düşmüş oluruz. Zira bu, akıl ve mantığa aykırıdır. Tabiat, bize bir yaratıcının varlığını gösteriyor.’’
İşte O (c.c), alemlerin Rabbi olan ilahımızdır…
4- Camille Flammarion – Astronom ve Coğrafyacı:
‘’Varlık dünyası, genel ve ebedi bir akıl sayesinde yönetilip düzene giriyor. Bu ‘genel akıl’, tabiatı ve ondaki değişmez ve değiştirilemez kanun ve kaideler çerçevesinde yaratmış, sonuç ve eserlerini de bu minval üzere tecelli ettirmektedir.’’
İşte O (c.c), alemlerin Rabbi olan ilahımızdır…
5-) Donald Cram – Jeo-Kimyager:
‘’Bilginlerce tasdik edilen ve onların hayretine sebep olan alemdeki düzen ve tertip, yaratılış açısından Allah’ın varlığını gerektirdiği gibi, varlık aleminin bu düzen ve hidayetinin sürdürülmesi için de çok yönlü bir hikmetin gerekliliğini ortaya koymaktadır.’’
İşte O (c.c), alemlerin Rabbi olan ilahımızdır…
6-) Francis Collins – Genetikçi, Biyolog:
“Bir bilim insanı olarak DNA’nın karmaşıklığını ve mükemmel işleyişini gördüğümde, bunun sadece tesadüflerle açıklanamayacağını anladım. DNA, evrenin en derin sırlarını taşıyan bir yazıdır ve bu yazının ardında, insan aklının ötesinde bir zekâ vardır.”
İşte O (c.c), alemlerin Rabbi olan ilahımızdır…
7-) Werner Heisenberg – Fizikçi, Kuantum Mekaniği:
“Evreni anlamaya çalıştıkça, onun ardında bir bilinç, bir yönelim, bir anlam olduğunu fark ettim. Bilim bizi anlamın kökenine götürdüğünde, orada metafizik bir boyut açılır. Bardaktaki ilk yudum bizi şüpheye götürür ama sonunda geriye yalnızca tek bir hakikat kalır: Her şeyin ardında bir Yaratıcı vardır.”
İşte O (c.c), alemlerin Rabbi olan ilahımızdır…
8-) Robert Boyle – Fizikçi:
“Doğadaki düzen, çeşitlilik ve faydalılık, ancak sonsuz bilgelik sahibi bir Varlığın tasarımıyla açıklanabilir. Bilimsel çalışmalarımdaki her adımda yaratıcının sonsuz kudretine hayran kaldım. Bilimin bana sunduğu her keşif, beni yaratıcıya biraz daha yaklaştırdı.”
İşte O (c.c), alemlerin Rabbi olan ilahımızdır…
9-) Arthur Compton – Fizikçi:
“Bilim sayesinde öğrendiklerim, bana yaratıcıya olan inancımın sadece duygusal değil, aynı zamanda rasyonel olduğunu gösterdi. Atom altı parçacıklardan yıldızların hareketine kadar her şeyin böylesine uyum içinde olması, evrenin bilinçli bir şekilde yaratıldığını ispatlar niteliktedir.”
İşte O (c.c), alemlerin Rabbi olan ilahımızdır…
10-) James Clerk Maxwell – Elektromanyetik Teorisinin Kurucusu:
“Evreni araştırdıkça, doğanın yasalarının yalnızca mekanik değil, aynı zamanda ahlaki bir boyutu da olduğunu fark ettim. Bu yasaların bir düzen içinde olması, onların ardında sadece matematiksel değil, irade sahibi bir aklın bulunduğunu da gösteriyor. Benim için bilim, yaratıcının eserlerini tanımanın bir yoludur. Ne kadar derine inerseniz, o kadar fazla hikmetle karşılaşırsınız.”
İşte O (c.c), alemlerin Rabbi olan ilahımızdır…
11-) Louis Pasteur – Mikrobiyolog:
“İlmin azı insanı yaratıcıdan uzaklaştırabilir, ama ilmin çoğu tekrar döndürür. Mikroskobun altında hücreleri, mikroorganizmaları ve yaşamın temel yapılarını gördüğümde, bu karmaşık sistemlerin arkasında kör bir tesadüf değil, son derece hikmetli bir tasarım olduğunu hissettim.”
İşte O (c.c), alemlerin Rabbi olan ilahımızdır…
12-) Paul Davies – Kozmolog:
“Evrendeki matematiksel güzellik, şaşırtıcı uyum ve doğa yasalarının evrenselliği, beni bilinçli bir tercihin varlığına ikna etti. Bilimsel anlamda bir açıklama ararken, bu düzenin kendiliğinden var olamayacağını fark ettim. Bilim beni bir yaratıcıyı aramaya itti; her cevap, daha derin bir soruya açıldı ve sonunda bu evrenin bir amacı olduğu sonucuna ulaştım. Öyleyse yaratıcısı da mutlaka vardır diyorum.”
İşte O (c.c), alemlerin Rabbi olan ilahımızdır…
13-) Alexander Polyakov – Teorik Fizikçi:
“Evrende, açıklanamaz derecede estetik ve anlamlı bir matematiksel yapı var. Bu yapının ‘kendi kendine’ ortaya çıkması mümkün değil. Bilimsel olarak ne kadar ileri gidersek, bizi aşan bir düzenle karşılaşırız. Bu düzenin ardında bir kaynak, bir ruh, bir niyet olduğunu hissediyorum.”
İşte O (c.c), alemlerin Rabbi olan ilahımızdır…
14-) Martin Lister – Doğabilimci:
‘’Ben yaratıcının eserlerini bütün varlıklar üzerinde müşahede ettim. Bütün bu varlıklarda, hatta gözle görülmeyecek kadar küçüğünde bile ne denli bir incelik, hikmet kullanıldığındı gördüm. Evet hepsinde vasfedilemeyecek kadar büyük bir akıl ve kemal görülmektedir. Bu akıl ve kemal, bizlere eksiksiz bir varlığın ve bunların aynı anda idare edecek bir yaratıcının olduğunu söylemektedir.’’
İşte O (c.c), alemlerin Rabbi olan ilahımızdır…
15-) Edward Lamentes – Kalıtım Uzmanı, Zoolog:
‘’Şeftali ağacı ve güllerin yeşerip büyümelerini incelediğimde, bir takım böceklerin özellikle arı ve benzeri haşerelerin, güllerin aşılanmasına sebep olduklarını anladım. Kendi kendime, bitkiler ve böcekler arasında böyle bir ilişkinin, uyumun ve onların tabii hayatlarındaki diğer muhtelif örneklerin, tabiatın icadı ve idare edilişinin güçlü bir akıl ve irade tarafından yapıldığını göstermekte olduğunu anladım.’’
İşte O (c.c), alemlerin Rabbi olan ilahımızdır…
Yazımızı, Bilim İnsanlarının ifade ettiği hakikatlere bir özet olarak Rabbimizin şu ayet-i kerimesi ile noktalayalım:
‘’ Varlığımızın delillerini, (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur’an’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şâhit olması yetmez mi?’’(Fusillet, 53)