Söz&Kalem Dergisi - Meryem Azize Kurtalan
Fani dünyanın içinde ebedi bir yolculuğu hatırlamak için bir sarsıntı yeter mi?
Bazen bir anlık sarsıntı, unuttuklarımızı en derinden hatırlatır. Kalbin hazırsa, o an sana bir dönüm noktası olur. Çünkü hakikat hep oradadır; biz yüz çevirdikçe hayat bir şekilde yeniden hatırlatır. Yine hatırladık ölüme ne kadar yakın olduğumuzu…
Bir saniyemizin bile garanti olmadığını, hayatın ne kadar kırılgan olduğunu gördük.
Uğruna çabaladığımız, değer verdiğimiz, kimi zaman kalp kırdığımız dünyanın ne kadar fani ve geçici olduğunu bir kez daha yaşayarak gördük.
Ve hesabını vereceğimiz bir hayat yaşamadığımızın ne kadar farkında olmadığımızı bir kez daha idrak ettik.
Sahabeler öyle bir teslimiyet içindeydiler ki; yarın ölecek olsalar bile hayatlarında bir şeyi değiştirmezlerdi. Çünkü her an Allah’a kavuşacakmış gibi yaşarlardı. Ölümü bir korku değil, vuslat olarak görür, ona tebessümle yürürlerdi.
Hz. Ali ise bu teslimiyetin ve yakin imanının en güzel örneklerindendi. Öyle bir iman sahibiydi ki, aradaki perde kalksa Rabbine olan yakınlığında en ufak bir artış olmayacak bir yakin içindeydi.
İmanı, gözle görülene değil, kalpte hissedilene dayanıyordu.
Deprem oldu, bittiğini sandık. Ama asıl tesiri şimdi başlıyor. Çünkü bu sarsıntı sadece binaları değil, kalpleri de sarsmalı.
Yaşayışlarımız farklı olabilir, ama hakikat ortaktır. Bugün imanımızdan emin değiliz, eksiklerimizse haddinden fazla. Farkındayız belki, ama nefsimizi aşmakta zorlanıyoruz.
Gayelerimizin ne kadar hafif kaldığını düşündüm. O sallantı anı, ahireti ne kadar geriye attığımızı bir kez daha gösterdi.
Ahiret odaklı yaşamak istediğimizi söylüyoruz, ama aslında dünya merkezli yaşıyoruz.
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurur:
“Hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış, yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol.”
Bu söz, hayatın özeti gibi. Hem gayreti hem teslimiyeti içinde barındırıyor. Çünkü mümin sadece dünya için yaratılmadığını, sadece ahiret için de bu dünyaya gönderilmediğini bilir.
Çalışacağız, emek vereceğiz. Ama kalbimiz dünyaya bağlanmayacak.
Sahabe dünyada çalışırken kalbini ahirete sabitlerdi. Biz bu dengenin uzağındayız belki. Oysa kurtuluş, ikisini birlikte yürütmekte.
Rabbim bize bu dengeyi kurabilmeyi nasip etsin.
İmanla yaşayan, imanla ölen ve cennetle buluşan kullardan eylesin.
Bu yaşananlar bir silkinmenin başlangıcı olur belki.
İnşallah sonu da istikamet üzere, ahirete varır.
Rabbimiz…
Bizi gafletten uyandıran her işareti bir rahmet vesilesi eyle. Kalplerimizi dünya sarhoşluğundan arındır, hakikate yönelen, sana kavuşmayı özleyen kalplerden eyle. Her anında seni hatırlayan, her adımında rızanı gözeten kullarından olmayı bizlere nasip et.
Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım…
Kalbimizi sabit kıl. Ahiret yolunda kararlı ve istikamet üzere yürütecek bir imanla donat. Nefsimizi aşmayı, günahlarımızla yüzleşmeyi, hatalarımızdan arınmayı lütfet bizlere.
Ey merhametlilerin en merhametlisi…
Bizleri sadece kendi adını yüceltenlerden, hayatının merkezine seni alanlardan eyle. Dünyaya sarılıp ahireti unutanlardan değil; dünyayı bir yol, ahireti ise varılacak yurt bilen kullarından eyle.
Ya Rabbi…
Bizi öyle bir imana eriştir ki; ölümden korkmayalım, aksine vuslat bilip ona tebessümle yürüyebilelim. Hesabı kolay, sonu cennet olan bir hayatı nasip et bizlere. Ailemizi, sevdiklerimizi, tüm ümmeti Muhammed’i imanla yaşayıp imanla göçenlerden eyle.
Dualarımızı kabul eyle, niyetlerimizi hayra dönüştür.
Kalbimize hidayet, yolumuza nur, ahiretimize kurtuluş ver.
Âmin.