Söz&Kalem Dergisi - M. Furkan Aslan
Sanat, insan ruhunu estet bir forma dönüştürmeye yarayan değerlerden biridir. Sanat yoluyla insan, bazı ruhsal ve manevi kazanımlar edinir. Bu kazanımlar, insan ruhunun olgunlaşması için önemli niteliklerdir. Sözgelimi denilir ki, üç şeyi tam manasıyla ayırt edebilmek, insanı kemale ulaştırır. İlki, felsefi anlamda doğru ile yanlış; ikincisi etik anlamda iyi ve kötüyü; üçüncüsü ise sanatsal olarak güzel ve çirkini. Bu minvalde müspet bir sanat anlayışı, insan için güzel ve çirkinin ölçüsü mahiyetindedir.
Bununla beraber sanat, içerisinde doğan kültürden de etkilenmektedir. Hatta kimine göre sanat, bizatihi bulunduğu kültürün ürünüdür. Esasında bu fikrin gerçekliğini, yazımızın devamında vereceğimiz örnekler ile direniş neslinin pratiğinde net bir şekilde müşahede etmekteyiz.
Yazımızın başlığında vurguladığımız ve ‘’Direniş Nesli’’ diye tanımladığımız nesil; İslam’ın, hayat veren pir û pâk mesajını yeryüzünde yaymaya çalışan, icra ettikleri vazife dolayısıyla Kur’an’ı Kerim’de, en hayırlı topluluk olarak nitelendirilen bir nesildir. (Al-i İmra, 110)
Bu aziz hizmeti ifa ederken, kimisi Allah yolunda canını feda edip şehadet mertebesine kavuştu; kimisi, Hz. Yusuf misali zindanları mesken edinip medreseye çevirdi; kimisi ise tüm Resullerin ortak sünneti olan muhacerata vasıl oldu. Bu yaşanmışlıklar, bedeller ve sergüzeştler, beraberinde İman ile yoğrulmuş bir geleneğin temellerini oluşturdu. Bu geleneğin kendine has bir ahlaki, irfani, fikri ve edebi bir güzelliği mevcuttur. Konumuz müzikal sanat olduğundan, bu mümtaz kültürün edebi yönünün inceleyeceğiz.
Evvela bu kültür, bir mübarek neslin yazdığı destan ile çıra olup ufukları aydınlattı. Bu destan, kahramanlar ordusunun peşi sıra canlarını Rabblerine sunması ile yazıldı. Ardı arkası kesilmeyen bu Şehitler Kervanı; Şehid Sertib’in feryadı ile birlikte Şehid Abdusellam’ın haykırışını dile getirdi. Şehid Muhammed Ata’nın sancaktarlığını, Şehid Küçük Ali’nin istikrarını, Şehid İbrahim hocanın ilmini, Şehid Halil ile Ramazan’ın tebliğini, Şehid Muhsin’in cesaretini, Susa’nın izzetini, Şehid Bilal ile Metin’in uhuvvetini, Şehid Adil’in pâk kanını, Şehid Aziz’in fedakarlığını ve Şehid Ziya ile Süleyman’ın şehadet aşkını tarihe kaydetti. Yine bu destan; Şehid Cemal’in azmini, Şehid Ekrem’in iradesini, Şehid Ahmet’in muallimliğini, Şehit Recep’in örnekliğini, Şehid Hacı’nın verasını ve Şehid Selçuk’un müstesna ahlakını yansıttı.
Şehitler Kervanı, dar bir bölge ile sınırlı kalmayıp, İslam Ümmetinin kanayan yaraları olan tüm coğrafyalarının uğradığı mazlumiyeti ve gösterdikleri direnişi dillendirdi. Bosna’daki barbar Sırp katliamını, Hama ve Halepçe’deki sapkın Baas vahşetini, Sabra ve Şatilla’daki Siyonist terör çetesinin soykırımını, Çeçenistan’daki Rus işgalini, ABD ve Siyonizmin Filistin, Lübnan ve Irak’taki ilhak girişimlerini, yine dünyanın bir başka ucunda bulunan Moro ve Eritre’de yaşananları bile nağmelere aktardı.
*
Direniş neslinin müzik sanatındaki sözleri, hayatın yaşanmışlığındaki hakikatten alınmaktadır. Böylece söz, gerçekliğin keskinliği ile mananın derinliğine tekabül etmektedir. Söz gelimi bir şehide vurgu yapılırken; doğuşu, aile yapısı, karakteristik özellikleri, sosyal yönü gibi detaylı bilgiler verilmektedir. Dahası, çoğu kez şehidin nerede, kimler tarafından, ne şekilde şehid edilmesi bile sözlere aktarılmaktadır. Birkaç dörtlükten oluşan bir marşın böylesine muhtevalı içeriklerden oluşması, gerçekten şaşılası bir pratiktir. Nitekim bazen tek bir marş ile bir bölgede yaşanan tüm zulümler, eziyetler ve direnişler özetlenir; Bir Şiir ile güzel umutlar yeniden depreşir; bir ezgi ise bir bilince, ufka ve şuura dönüşür…
Ebetteki bu değerli dizelerin kıymetli yazarlarını takdir etmek bize düşmez. Yazdıkları eserlerin günümüzde bile en iyiler arasında bulunması, kendilerini tarihin ve günümüzün umumunun takdirine mazhar kılmıştır. Bununla beraber yaşanmışlıkları kendi içlerinde hissedip dizelere dökmeleri, apayrı bir sezgisel istidattır. Sanki Peygamber efendimizin şu hadis-i şerifi, söz konusu yazarları tarif etmektedir: "Müminler bir vücudun âzâları gibidir, birisi rahatsızlanınca diğer organlarda onun acısını taşırlar.’’
Ezcümle, Şehitler Kervanı ve çağının mirası olan Şehadet serisi, Mizgina İslam (İslam’ın müjdesi), Hinariya Kur’an (Kur’an’ın marifletleri), Jiyana Ümmet (Ümmetin yaşamı), Cihat Eri, Vuslat Sevdası, Hüseyni Sevda, İzzet Pınarı, Şüheda serisi ve Mazlum gibi yapıtlar, rızayı İlahi için her türlü meşakkati yaşayan bir neslin mirası olmakla birlikte, o günün zor koşullarını gör(e)meyen nesiller için de tarihi belgeler niteliğindedir. Bu şaheserler, bizim ve gelecek nesiller için tarihi belgenin de ötesinde; ruh, bilinç, şuur, duygu durum aktarımı ve direniş azmi de vermektedir.
Yazımızı, Şehitler Kervanında yine şehitleri yad eden şöyle ender bir kesit ile noktalayalım:
‘’Anılarda gönüllerde kaldın sen
Resimlerde destanlarda kaldın sen
Ağıtlarda her nefeste kaldın sen
Ne kadar özledik seni bir bilsen
*
Sen ey şehid özlemin var içimde
Gelebilsem bende günün birinde
Makamına bir tekbirle dilimde
Yürek yakar hasretindir içimde’’