Söz&Kalem Dergisi - Yusuf Talha Toprak
Nûr-u Hak âleme inzal olundu,
Kâbe-i şerifde şevk uyundu.
Âmine’ye rüya-yı âlî geldi,
Muhammed doğdu, cihan dirildi.
Fil-i Ebrehe zulmetle yürüdü,
Ebâbil taşla Hak emrin bürüdü.
Yetîm-i âlî bir nûr-ı zât iken,
Kâinat şâd oldu o demde hemen.
Harem’de sükûn ile ömr ümranı,
Sadâkatle doldu sözün burhânı.
Hılf-i Fudûl’da adl aradı dâim,
Hakk’a vâsıl oldu rûhu sâim.
Hatice-i kübrâ ile izdivâcı,
Oldu âlemde bir aşk mihrâcı.
Ticâretinde emânet rehberi,
Misli yok zâtın, o nûr-ı serveri.
Hira’da vahiy ile nûr-ı ilâhî,
Cibril getirdi fermân-ı âhî.
İkra’ hitâbı risâlet başlangıcı,
Cehlden kurtardı âlem ilâcı.
Müşrik-i Mekke şedid kin tutarken,
Sabırla tebliğ etti Hak’ı her dem.
Taif’te taşlandı, dem-i âhûşu,
Duâ-yı rahmetle doldu mahbûbu.
Ebû Tâlib idi hâmî-i zişânı,
Yetîmin babası, nûr-ı imânı.
Zulm-i düşmanla iman çoğalurken,
Bilâl-i Habeşî ezan okurken.
Mi’râc-ı şerifde urûc-ı âlîsi,
Sidre’yi gördü o rûh-ı âşîsi.
Hak ile mülâkat, bir ân-ı bîhemta,
Salât hediyyesi ümmete bâkî ta.
Hicret-i Medine bir nûr-ı destânı,
Ensâr u Muhâcir kardaşlık ânı.
Adl ü keremle şenlendi o belde,
Medh-i Resûl oldu âlemde elde.
Bedr’de nusret Hak’tan bir alâmet,
Azla çok yendi, mucize âşikâr net.
Uhud’da sabr-ı cemil imtihânı,
Hamza’yı verdi, dilde âh u zârı.
Hendek’de şedid bir gün erişti,
Selman-ı Fârisî fikri yetişti.
Sabırla feth-i zafer nûr bulurken,
Duâ-yı Resûl Hak’ka yürürken.
Hudeybiye sulh-u âlî bir hâdîs,
Barışla kalpler buldu teşâddüs.
Feth-i Mekke ile nûr tamamlandı,
Kâbe-i şerif şirkten arındı.
Rahmet-i bîpâyân her sözünde,
Ümmetin derdi hep öz gönlünde.
Fukarâ doydu, yetîm şâd olurken,
Gönüller sultanı nûr saçar erken.
Hacc-ı Vedâ’da hitâb-ı âhirî,
“Emanet” dedi, ümmetin bir iri.
Arafât’ta nûr-ı âlî bir buseyle,
Hakk’ı buldurdu âdeme sesiyle.
Maraz-ı âhirde veda yaklaştı,
Ümmet hasreti gözünde taştı.
Refîk-i A’lâ’ya urûc-ı zâtında,
Âlem ağladı o demde âhında.
Ravza-i Mutahhara nûr-ı mekânı,
Kalpler ona mail, rûh-ı revânı.
Salavât-ı şerif dillerde âhî,
Sevda-yı ebedî onunla sâkî.
Sünnet-i seniyye bir yol-ı âlî,
Hüsn-i ahlâkla donattı âhî.
Sadâkat ü emânet nişânı,
Ümmet şahiddir o şevk ü şânı.
Kur’ân-ı Kerim mirâs-ı bîçûnı,
Hakikat taşır her bir âyet sûnı.
Kelâmıyla başlar hayr-ı umûr hep,
Ona tâbi olan bulur hakikat dep.
Evlâd-ı âlîye şefkat timsâli,
Hanımlar buldu onunla visâli.
Adl ü rahmetle âleme nûr sundu,
Server-i kâinat rahmet buldu.
Kamer’i yardı, bir âyet-i kübrâ,
Parmakla aktı kevser-i zülâl râ.
Mucizâtıyla Hak’tan tasdîki,
İman ehline bir nûr-ı gerçek ki.
Ebû Bekir sadık yâr-ı garı,
Ömer’le adl buldu her bir karı.
Osman hayâ, Ali şecâat ehli,
Sahâbe-i kiram nûr-u Resûl ehli.
Mescid-i Nebevî bir dergâh-ı nûr,
Orda bülend olur Hakk’ın huzûr.
Kubbe-i Hadrâ gönüller tahtı,
Ümmet-i Muhammed ona bahtı.
Kureyş’te kinle yananlar varken,
O hep afv etti, rahmet akarken.
Düşman dost oldu bir lahza-yı dem,
Kalpler yumuşar onunla her âlem.
Yemâme kuşu sesiyle sükût etti,
Hak mucizesi âleme lütf etti.
Taşlar selâm verdi yolunda ânın,
Tabiat şahitdir her bir zamânın.
Yetîm-i âlîye şefkatle baktı,
Merhamet onun rûhunda aktı.
Esir âzad etti, zincir kırıldı,
Hürriyet âleme onunla vardı.
Hicret-i şerifde yılan uykuda,
Mağara’da ağ örücü hak suda.
Ebû Bekir’le sır-ı ilâhîsi,
Düşman hayrândı nûr-ı âhîsi.
Müşrik alay etti kelâm-ı zîşân,
O hep sükûn ile Hakk’a âşiyân.
Sabırla talim etti din-i mübîni,
Câhil uyandı buldu hak dîni.
Fâtıma-i zehrâ nûr-ı dîdârı,
Hasan ü Hüseyin sevda yâdigârı.
Ehl-i Beyt’le doldu muhabbeti,
Ümmetin kalbi onunla neş’eti.
Habeş’e hicret bir necat ânı,
Necâşî duydu o nûr-ı şânı.
Ehl-i Kitâb’a hakikat sundu,
Kelâmıyla âlem nûra buldu.
Kıyâmet’te şefaat-i âlîsi,
Ümmetin umudu, rûh-ı âşîsi.
Livâü’l-Hamd elinde bir sancak,
Hak dostu bulur onunla ancak.
Gözler kör iken o hakkı gördü,
Kalpler taş iken muhabbet bürüdü.
Cahiliyetten kurtardı âlemi,
Nûr-ı Muhammed’le buldu âdemi.
Teheccüd ile geceler nûrlandı,
Gözyaşlarıyla duâlar durlandı.
Secde-i şerifde saklıydı âhı,
Hak’ka yakındır o rûh-ı sâkî.Kelâm-ı latîf baldan âlîsi,
Dinleyen buldu gönlün âsîsi.
Hilm-i âlî ile doldu her hâlî,
Âleme yaydı Hakk’ın cemâli.
Kıyâm ü rükûda Hak’la berâber,
Gönlü Rabbine dâim muhayyer.
Ümmet derdiyle yandı sineler,
Rahmet olup âleme geldi heder.
Server-i kâinat, âhir peygamber,
Sana salavâtım, ebedî rehber.
Ümmet-i âsî yolun bekleriz,
Nûrunla Hak’ka dâim yürürüz.