Söz&Kalem Dergisi - Enes Özmen
Önceki aylarda dergimizin internet sitesinde yayınlanan “İlaç Sektörünün Perde Arkası” yazımızda da ifade ettiğimiz gibi ilaç sektörü masum değildir ve temel amacı insanları sağlıklarına kavuşturmaktan ziyade, insanları ilaçlara mahkûm ederek insan sağlığı üzerinden para kazanmaktır. Dünya Sağlık Örgütü de bu işin bir parçasıdır.
Dünya Sağlık Örgütü belli aralıklarla Temel İlaçlar Listesi ismi verilen bir liste yayınlar ve her sene söz konusu listedeki ilaçların sayısı artar. En son 2023 yılının Temmuz ayında güncellenen Temel İlaçlar Listesi’nde 591 ilaç yer aldı.
Bu ay ilaçların vücudumuzda hasta bölgeyi nasıl tespit edip, buna müdahale ettiğinden söz edeceğiz. Anlaşılması açısından bunu vücut ağrısı üzerinden örnekleyerek izah edelim.
‘’Ağrı” dediğimiz belirtinin vücudumuzda nasıl meydana geldiğinden bahsedelim. Öncelikle şunu ifade edelim ki ağrı ve acı hissi Allah’ın bizlere vermiş olduğu müthiş bir duygu ve durumdur. Zira ağrı hissi vücudun kendini koruma ve iyileştirme mekanizmalarının bir parçasıdır. Ve bu his olmasaydı belki de hastalıklarımızın farkına varamayacak ve erken tedavi vasıtasıyla şifa bulamayacaktık. Ağrı vücuttaki serbest sinir uçları dediğimiz “nosiseptörler”in, vücuttaki hasarı algılayıp ve bunu sinyaller vasıtasıyla beyne iletmesi ve beynin buna refleks vermesi ile oluşur.
Peki, bu ağrılarımızı kesmek veya dindirmek için aldığımız ağrı kesiciler, neremizin ağrıdığını nereden biliyorlar? Yoksa ilaçların aklı mı var? Veya bu ilaçlara ağrının adresini, lokasyonunu öğreten kimdir? İlaçların bir iradesi mi var ki, ağrımızı kesebiliyorlar?
Şüphesiz tüm bu soruların cevaplarının temelinde, Allah’ın vücudumuzda kurduğu müthiş ve hayret uyandıran sistem ve düzen, yatmaktadır. Allah vücudumuzu öylesine kusursuz bir şekilde yaratmıştır ki, biz bazen fark etmesek de içimizde müthiş bir düzen işliyor.
İşte bu yüzden vücudumuzun farklı bölgelerinde oluşan ağrılar için farklı tür ağrı kesiciler kullanırız. Çünkü ilaçların bir etki mekanizması vardır. Ve her ilacın etki mekanizması birbirinden farklı olduğu için, ağrıyan bölgedeki acı hissiyatımıza uygun bir etki mekanizmasına sahip ağrı kesici seçimi yapar doktor.
Örneğin mide ağrımız için aldığımız bir ağrı kesicinin, diş ağrısına etki etmemesi, etki mekanizmalarının farklılığından kaynaklanmaktadır. Baş ağrısı için alınan ağrı kesicilerin de diş ağrısına etkisi güçlü olamayabilir. Çünkü baş ağrısının çoğunlukla beyindeki kimyasal ve nörolojik süreçlerle ilgili bir nedeni varken, diş ağrısı genellikle dişteki sinirlerin uyarılmasıyla ilgilidir. Bu nedenle diş ve baş ağrısı için farklı ilaç kullanımı gerekmektedir.
Peki, bu kadar farklı ağrı kesiciler varken, bu ağrı kesiciler vücudumuzda neremizin ağrıdığını nerden biliyorlar, bunu hiç merak ettiniz mi?
İlaçlar vücutta bulunan “reseptörler” adı verilen proteinlere bağlanarak etkilerini gösterirler. İlaçların etki mekanizmaları birbirinden farklılık gösterebilmektedir. İlaçların içindeki etken, yani şifaya vesile olan maddeler, kan yoluyla taşınıp etki edeceği reseptörlere bağlanırlar.
Ağrı kesiciler de vücuda alındığında öncelikle hedef bölgeyi seçip direkt ona yönelmezler. Farklı hücrelerin yüzeylerinde farklı proteinler bulunduğundan, ağrı kesici moleküller rastgele hücrelere bağlanmazlar. Tıpkı anahtar-kilit mekanizması gibi, ağrı kesici molekül ile hücre proteini birbirini tanır. Nasıl ki her anahtar her kapıyı açamıyorsa, her ağrı kesici molekül de her hücreye bağlanamaz.
Ağrı kesici moleküller hedef hücreye bağlanarak “prostaglandin” denilen, ağrı reseptörlerinin mekanik ve kimyasal uyarılara karşı duyarlılığını arttıran kimyasal bileşiğin oluşumunu engeller. Bu moleküller prostaglandin kimyasalının üretimini inhibe ettiğinden yani baskıladığından dolayı beyine acı sinyali gitmeyecektir ve acı hissiyatı da oluşmayacaktır.
Hamdımız eş-Şafi olan Allah’adır.