İslam Düşüncesinde İşrakilik ve Mistizim
Sühreverdi ile birlikte İslam düşüncesine giren, İslam entelektüel geleneğinde derin izler bırakan İşraki felsefe; çok farklı ve zengin medeniyetlerden beslenerek düşünce dünyasına adımını atmıştır. Kadim Mısır, Yunan ve Fars kültürlerinden izler taşıyan İşrak felsefesi, İslam düşünce geleneğinden beslenmiş, iddialı bir şekilde düşüncesine güvenerek fikir hayatına girmiştir. Yunan düşünürlerinden fikirler aktardığı gibi, Müslüman ve Fars kültürlerinden de atıflar yapmış, çok kültürlü bir düşünce geleneği ortaya çıkarmıştır.
Eski filozofların düşünceleri nakledilirken zaafa uğradığını söyleyen Sühreverdi, kurucusu olduğu ekolün geniş tabanlı olmasına özen göstermiş, kendinden önceki eksiklikleri tamamlamaya çalışmıştır. Kadim geleneklere analizci bir kimlikle yaklaşan Sühreverdi, bu geleneklerdeki düşüncelere karşı çözüm odaklı bir sentez amacı gütmüştür. Eski ve yeni hukemanın zıt düşmediğini, bazı müphem görüşlerin zahirde çelişki yarattığını, bunları gidermek için çalışma yaptığını söylemiştir.
Metod olarak teellüh ve bahs kavramalarını üreten Sühreverdi, yeryüzünde her zaman teellüh sahibi, yani derin bilgi ve kavrayışı, olan birinin olduğunu ve bunun hiyerarşik bir şekilde derecelerinin olduğunu söylemiştir. Buna göre derinden yüzeye doğru bir yol izleyen teellüh, son aşamada bahs’a kadar inip, buranın kavrayışta en az yeteneğe sahip olduğunu iddia etmiştir. Mutlak manada alim olmak için nurlar alemine vakıf olunması gerektiğini düşünen Sühreverdi, tasavvufa dair yöntemlerin, Meşşai düşünceden üstün olduğunu açıklamaya çalışmıştır.
Meşşai düşünce ile tasavvufi düşüncenin uzlaşım noktası olan Sühreverdi, mistik tecrübelerin hakikati ifade ettiğini düşünmektedir. Tasavvufi hakikatlere bağlı kalarak kesin bir bilgi elde edilebileceğini söylemiş, buna nurlar ilmi (ilmu-l envar) adını vermiştir. Sühreverdi’ye göre her şeyin ağırlık merkezinde yer alan nur, varlığın hakikatini oluşturmaktadır. Ancak nura bağlı kalınarak eşyanın künhüne vakıf olunabileceğini, varlığın nur olmadan karanlık bir mecraya aktığını söylemektedir.
Keşf ve ilham gibi sezgisel işleyişi ilke haline getiren İşrakilik, her şeyi nur kavramıyla açıklamaya çalışmış, meşşai filozofların iddia ettiği faal akıldan bilgi almayı benimsememiş, bunun yerine bilginin nurla elde edileceğini delilleriyle dile getirmiştir. İnsanın ancak kalbi akılla hakikate erebileceğini, manevi sezginin insanı en yüksek nura (Allah’a) ulaştıracağını söyleyen İşrak felsefesinden Yeni Eflatunculuğa kadar uzanan bir tesir söz konusudur.
Meşşailerin aksine irrasyonel boyutun daha değerli olduğu, dolayısıyla ilahi nura ihtiyaç olduğunu düşünen Sühreverdi’nin bu ekolü, alem içinde en katı maddenin nuru-l envar’a en uzak olduğunu, maddenin yumuşadıkça ve manevi boyut kazandıkça ilahi nura yaklaştığını iddia etmiştir. Söz gelimi en sert madde olan madenin bitkiden derece itibariyle ilahi nura daha uzak olduğunu, bitkinin hayvandan, hayvanında insandan daha alt derecede olduğu söylenegelmiştir. Her şeyin bir müsebbibinin olduğunu söyleyen Sühreverdi’nin görüşleri onu alemin ezeliliğini kabul etmesine kadar götürmüştür.
Nurlar nurundan fezeyan eden ilahi nurun, eksikliğe uğramadan eşyayı nurlandırdığını açıklayan görüşlerinin, ışığın güneşten çıkıp yeryüzünü aydınlattığı halde güneşte eksiklik meydana gelmemesi örneği ile açıklaması, söz konusu nur teorisinin anlaşılmasında yardımcı olmaktadır. Sühreverdi’nin İşrakiyyun tanımıyla başlattığı bu akım, felsefe geleneği içerisinde önemli bir etkiye sebep olmuştur. İbn Kemmune, Şehrezuri gibi düşünürleri etkisi altına alan İşraki görüş, Osmanlı düşünürlerini de etkilemiştir. Modern dönem düşünürlerinden olan İranlı Seyit Hüseyin Nasr, Sühreverdi’den nasibini almış, İşrakiliğe çözüm odaklı yaklaşmıştır. Bu, İşrakiliğin halen günümüzde tesirli olduğu savını destekler mahiyette olup, araştırmacılar için kaynak teşkil etmektedir.
Kaynak:
1-Ahmet Kamil Cihan, Sühreverdi ve İşrakilik (İslam Felsefesi- Tarih ve Problemler- içerisinde), İsam Yayınları, İstanbul 2013 ss. 397- 424.
2-John Wallbridge, Sühreverdi ve İşrakilik (P. Adamson ve R.C. Taylor, İslam Felsefesine Giriş içerisinde, çev: Cüneyt Kaya), Küre Yay, İstanbul 2015)
3-Ekrem Demirli, İbnu’l- Arabi ve Sadreddin Konevi: İlimlerin Tedahul Devrinde Tasavvuf ve Felsefe (İslam Felsefesi- Tarih ve Problemler- içerisinde)