Söz&Kalem Dergisi - Muhammed Cevher
Malum olunduğu üzere şu an tüm dünyada bilinen ve insanların hiçe sayılarak katledildiği bir savaş var.
Bu savaş bize nasıl bir ümmet olduğumuzu anlattı; bu ümmetin yiğitlerinin var olduğunu ama onların misliyle sloganik ve sözde Müslümanların da olduğunu gösterdi.
Unutmayın!
Gazze'ye atılan her bomba, orada sıkılan her kurşun sadece Gazze'ye değil, Şam'a, Kabil'e, Tahran'a, Bağdat'a, Ankara'ya; kısacası tüm İslam devletlerine atılmış ve sıkılmıştır.
Şu an İslam'ın onurunu, şerefini ve izzetini muhafaza eden Hamas'a bağlı Kassam Mücahitleridir. Ama kâfirlerin yanıldığı bir nokta var; o da şudur ki bu ümmet Hamas'tan ve Kassam'dan ibaret değildir, bu kalan son Müslüman'ın kanını dökmedikçe bu cihat bitmez!
Allah (c.c.) yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'de bize Nurunu tamamlayacağını buyuruyor; yani bu yürüyen bir kervandır, sen bu kervanda olsan da olmasan da bu kervan istikamet üzere gidecek ve varacaktır biiznillah. Önemli olan bizim de bu kervanda yerimizi almamızdır.
Bu kervanın yolculuğu, İslam ümmetinin birlik ve beraberliğinin sembolüdür. Her birimizin bu yolda bir adım atması, bir taş koyması gerekiyor. Çünkü Gazze sadece bir şehir değil, tüm Müslümanların kalbindeki bir yaradır. Bu yara sarılmadan, bu savaş bitmeden, İslam dünyası huzura kavuşamaz.
Emperyalist ve Siyonist yöneticilerin bu savaştaki rolü büyük ve karmaşıktır. Bu yöneticiler, bölgeyi kontrol altında tutmak, kendi çıkarlarını korumak ve genişletmek amacıyla savaş politikalarını manipüle ederler. Medya ve propaganda araçlarıyla algı yönetimi yaparak, gerçekleri çarpıtır ve savaşı kendi menfaatlerine göre şekillendirirler. Hile ve tuzakları, sadece askeri değil, ekonomik, politik ve sosyal alanlarda da etkili olur.
Bu hile ve tuzaklara karşı kendimizi ve Müslümanları nasıl koruyabiliriz:
• Bilgisel Silahlanma: Gerçek bilgiye ulaşmak ve yaymak, dezenformasyona karşı en iyi savunmadır. Doğru kaynaklardan bilgi edinmek, medya okuryazarlığını geliştirmek önemlidir nitekim ABD basınına yansıyan yanlış haberler neticesinde Gazze’ye 50 milyon dolarlık cinsel malzeme tedarik edileceğini öğrenen Trump hiç düşünmeden aslını astarını araştırmadan bu malzemelerden bomba yapıldığına dair açıklamalarda bulunmuştu halbuki Mozambik’te bulunan bir bölge olan Gaza’ya gönderilen malzemeler olduğu sonradan anlaşıldı.
• Birlik ve Beraberlik: İslam ümmeti olarak birlik olmak, emperyalist güçlerin oyunlarını boşa çıkarmanın en etkili yoludur. Birlik, sadece fiziksel değil, manevi anlamda da olmalıdır Bunu da camiilere giderek sağlayabiliriz camiiler sadece yaşlıların değil genç ,yaşlı ,çocuk tüm Müslümanların mekanıdır.
• Ekonomik Bağımsızlık: Kendi ekonomik sistemlerimizi güçlendirerek, dış müdahalelere karşı daha dayanıklı hale geliriz. Kendi kaynaklarımızı kullanmak, üretim yapmak ve ticaret yapmak önemlidir boykotun öne bir kez daha kavramış oluyoruz böylece.
• Eğitim ve Bilinç: Genç nesilleri bilim, teknoloji ve din konusunda eğitmek, onları manipülasyonlara karşı korur. Son zamanlarda sosyal medyada popüler olan bir video var bu videoda bir Gazzeli diğerine Trump’un Gazze’yi cehenneme çevireceğine dair açıklamasının olduğunu söyleyince kahkahaya kapılıyor bunun nedeni çocukluğundan beri o adama öğretilen Dini bilgiler ve sağlam imanıdır.
• Ahlaki ve Etik Duruş: İslam ahlakını ve etik değerlerini her koşulda muhafaza etmek, hem bireysel hem de toplumsal olarak güçlü kalmamızı sağlar.
Boykotun bu ülkelere nasıl zarar verdiğini sayısal verilere dayanarak eklemek gerekirse:
• Ekonomik Kayıplar: Web üzerindeki analizlere göre, israil'e yönelik boykotlar, bu ülkenin ihracatında önemli bir düşüşe sebep olmuştur. Örneğin, bazı kaynaklar, boykotun başladığı dönemlerden bugüne İsrail'in ihracatının %10 ila %15 arasında azaldığını belirtmiştir.
• Hisse Senedi Değerleri: Boykot çağrılarının ardından israil merkezli şirketlerin hisse senetlerinde de düşüşler gözlemlenmiştir. Özellikle tüketim malları üreten firmaların hisse senetleri, boykotun etkisiyle önemli ölçüde değer kaybetmiştir. Örneğin, belirli sektörlerde şirketlerin hisse senetleri %5 ile %20 arasında düşüş yaşamıştır.
• Turizm Gelirleri: Boykotlar, turizm sektörüne de ciddi darbe vurmuştur. İsrail'e yönelik turist sayısında %20'lik bir azalma, turizm gelirlerinde ise milyarlarca dolarlık kayıp olduğu bildirilmiş.
• Tüketici Tercihleri: Boykotlar, tüketicilerin tercihlerini değiştirmesiyle sonuçlanmış, bu da bazı ürünlerin satışında %30'luk düşüşlere yol açmıştır. Özellikle belirli markaların ürünlerine olan talep, boykotun ardından dramatik şekilde azalmıştır.
Ve tüm bunlara ek olarak;
Küresel kamuoyunda israil’e yönelik ciddi baskı var ve tüm bunlar israil’i hem ekonomik hem de psikolojik olarak yıprattı.
Bu sayısal veriler, boykotun sadece etik ve politik bir duruş olmadığını, aynı zamanda ekonomik anlamda da ciddi sonuçlar doğurduğunu göstermektedir.
Unutmayalım ki, bu mücadele sadece silahla değil, kalemle, sözle, dua ile de verilir. Her birimiz kendi cephemizde savaşmalıyız; bilgiyle, şefkatle ve adaletle. Çünkü İslam'ın özünde barış ve merhamet vardır, ama haksızlığa karşı durmak da imanın bir gereğidir.
Bu kervanın yolcusu olmak, sadece kelime-i şehadet getirmekle değil, aynı zamanda adaletin, merhametin ve doğruluğun savunucusu olmakla mümkündür. Allah'ın nuru, sadece karanlığı değil, kalplerdeki gafleti de aydınlatır. Bizler bu nurun taşıyıcıları olarak, İslam'ın evrensel mesajını dünyaya yaymalıyız.
Sonuç olarak, Gazze'deki her acı, her kayıp, ümmetin tamamının acısı ve kaybıdır. Bu savaş sadece bir coğrafyada değil, her Müslüman'ın kalbinde yaşanıyor. Bu yüzden, bizler de İslam'ın şerefini, onurunu ve izzetini korumak için çalışmalıyız.
Vesselam.