Biyografi- Görsel olarak; Fuat Sezginin Gülhane Parkındaki mezarının güzel bir resmi kullanılabilir.
Söz&Kalem Dergisi - İbrahim Parıltı
Fuat Sezgin, Modernite ile insan zihninin sakatlandığı, bilimin epistemolojik bir düzleme hapsedildiği çağımızda, İslami bir perspektifle bilimi nasıl yeniden ele almamız gerektiğini gösterdi bize. İslam medeniyetinin tarih boyunca Kültürden Sanata, Felsefeden Bilime kadar ortaya koymuş olduğu muazzam birikimi, yazmış olduğu "İslam/Arap Bilimleri Tarihi" adlı ufuk açıcı eserinde ispatladı. Bu konu, müslümanlar tarafından henüz tam olarak üzerinde çalışılmamış ve aydınlatılmamış bir konudur. Fuat Sezgin'in asıl önemli kılan şey, onun bu konudaki öncülüğüdür. O, müslümanların bunalım geçirdiği bir zaman diliminde, çeşitli zorluklar altında, kendini İslam Medeniyetinin bilinmeyen müthiş yönlerini araştırmaya ve anlatmaya adadı.
İstanbul Üniversitesi Arap Dili Ve Edebiyatı Şarkiyat Enstitüsü'nde okuduğu yıllarda, ünlü oryantalist hocası Helmut Ritter'in yönlendirmesiyle İslam medeniyeti ve bilimleri tarihine ilgi duyar. Yayınlamış olduğu ‘’Buhari'nin Kaynakları’’ adlı doktora tezi ile bugün bile tartışılan çığır açıcı bir buluşa imza atar. Buna göre, Buhari'nin hadis kaynakları, alışılagelmiş olduğu üzere sözlü kaynaklara değil, VII. yüzyıla kadar uzanan yazılı kaynaklara dayanır.
27 Mayıs 1960 askeri darbe sırasında adı, uzaklaştırılması gereken 147 akademisyenin arasında yer alınca, apar topar Frankfurt'a gider. Fuat Sezgin, bu sürgünü şöyle anlatır:
"1960 yılında, bir hükümet darbesi oldu. Askerler devletin idaresini ele geçirdiler. Milli Eğitim Komitesi diye bir komite kurdular. Bir gün bunlar 'hangi profesörler zararlıdır?' diye bir liste çıkarmışlar. Bunların listeleri kanun gibiydi. Gazeteler 147 profesörün atıldığını yazıyordu. Benim de adım vardı. Askeri idarenin bir mülki idareyi bertaraf ederek devletin basına geçmiş olmasından elbette memnun olmadım. Birçok şey bekliyordum, ama bir gün üniversiteden atılacağımı beklemiyordum. Hatta Türkiye'yi kendiliğimden terk etmeyi de düşünmüyordum. Çünkü memleketime çok bağlıydım. Bu hadiseden bir yıl evvel, Almanya'da misafir doçent olarak bulunuyordum. Bana orada doçentlik yapmamı teklif ettiler. Bu teklifi gülerek reddettim. 'Ben İstanbul'u, Türkiye'yi nasıl terk ederim?' dedim. Özür dilediler. Gazetedeki 'zararlı profesörler' listesini ve ismimin bu listede olduğunu görünce ülkeden gitmemin, artık benim iradem dışında olduğunu anladım."
Fuat Sezgin'in yurt dışına sürülmek zorunda bırakılması, dıştan bir bela olarak görülse de içten bakıldığı vakit, bir nimettir. Nitekim Fuat Sezgin bu sürgün sayesinde Avrupa'nın en önemli kütüphanelerini gezmiş ve Avrupa'nın Doğu ve Müslüman toplumlarına dair Avrupa merkezci oryantalist bakış açısını daha yakından inceleme ve gözlemleme fırsatı bulmuştur.
Bazı Eserleri
1- İslam'da Bilim Ve Teknik:
İslâm bilginlerinin çalışmalarını ve bilim dünyasına katkılarını beş ciltte toplayan eser, aynı zamanda da dünya bilimler tarihinde İslam biliminin oynadığı rolü inceliyor. Batı dünyasını merkeze alan bilim tarihine eleştirel bir çözümlemeyle yaklaşan Fuat Sezgin'in eseri, İslâm ve Orta Çağ bilim tarihine farklı bir bakış açısını yansıtıyor.
2- Amerika Kıtasının Müslüman Denizciler Tarafından Kolomb Öncesi Keşfi:
Fuat Sezgin'in daha önce İngilizce yayınlanmış olan çalışmasının Türkçe çevirisi olan bu eserde, yazarın kendi araştırma ve birikimleri ile Piri Reis çalışmaları mercek altına alınıyor. Akdeniz adalarının kartografik tasvirinin yanı sıra, Piri Reis'in denizcilere yüzyıllar boyu kılavuzluk eden eseri Kitab-ı Bahriye'de yer alan haritaları ile bu haritaların kaynakları arasındaki ilişki de inceleniyor.
3- Arap/İslam Bilimleri Tarihi:
Fuat Sezgin'in uzun yıllar süren araştırmalar sonucu hazırladığı ve yaklaşık olarak 300 bin yazma eserden yararlanılan 17 ciltlik başyapıtı ''Geschichte des arabischen Schrifttums''un çevirisi olan eser, İslam Medeniyetini bütün yönleriyle ele alıyor.
…
Fuat Sezgin'in hakkını vermek onu övüp takılı kalmakla değil, onu aşıp attığı temellerin üstüne bir bina inşa etmekle olur. Fuat Sezgin'in asıl derdi müslüman bir nesil inşa etmektir:
"Ben 50 yıl evvel bugünü yaşayan Müslümanlar ile bir yere varılamayacağını gördüm. Bir karar verdim, ilerde, para, makam düşkünlüğü olmayan, Batı ile hesaplaşma derdi olan, çalışma sorunu olmayan, muhayyel bir Müslüman nesil için malzeme hazırlamaya karar verdim." Diye davasını ve derdini en açık şekilde izah eder. Üstadın tarif ettiği bu neslin gerekliliğini yaşadığımız bu zaman diliminde çok daha iyi anlamamız lazım.
Bugün İslam Medeniyetinin tarihte nasıl bir rol oynadığına, İslam toplumunun kültürel olarak nasıl şekillendiğine, İslam'ın kurucu bir aktör olarak uzun bir süre Dünya Tarihi'ni nasıl yönlendirdiğine dair bir okuma yapmak istediğimiz zaman, karşımıza batılı kaynak ve çalışmalardan başka bir şey çıkmamaktadır. Bu durum, müslümanlar olarak bizleri rahatsız etmeli ve bu yönde bir çalışma yapmaya sevk etmelidir. Ama bunun olabilmesi için bize lazım olacak ilk şey, sağlam ve sarsılmaz bir inançtır.
"Eğer inancınız varsa, başarırsınız. Benim hayatımın sırrı budur" diyen Merhum Sezgin, sağlam bir inancın önünde hiç bir şeyin duramayacağını bize söyler. Batı bugün bize, kendisinin şekillendirdiği bir bağlam dayatmaktadır. Bu bağlamın aşılabilmesi, Üstad'ın bahsettiği inanç ile mümkündür.
Vesselam