Hz. Muhammed’in çıkışından önce Arapların ne halde olduklarını ve gelişinden sonra hayatlarını nasıl değiştirdiği dikkate alır ve İslam inancının yüz altmış milyondan fazla insanın yüreğinde oluşturduğu şevk ve heyecanı düşünürsek böylesine olağanüstü ve büyük bir insana karşı hissettiğimiz hayranlığı gizlemenin çok açık bir haksızlık olduğuna dair bir kuşku kalmaz.
Hz. Muhammed (sav)’den Özür Diliyorum / John Davenport
Avrupa merkezci tarih, köleciliğinden söz etmez, ama bu olayı parlak bir söyleme dönüştürür. Tarihlerini şöyle yazarlar: ”Dünyanın dayandığı her uygarlıkta uzun zamandır hayatın bir gerçeği olarak kabul edilmekte olan kölelik önce Avrupa’da lanetlenmiş ve ardından, on dokuzuncu yüzyılda, denizaşırı ülkelerdeki Avrupalıların ve Avrupa kökenli ulusların sahip olduğu topraklarda feshedilmişti. Bu surecin 1888’de, Brezilya’da kölelerin özgür bırakılmalarıyla tamamlandığı söylenebilir.
“ Ne parlak bir insanlık! Yüzyıllarca en ağır biçimde uygulanan ve kendi refahı için kanlı bir harç olarak kullanılan köleliği göstermeyeceksin, ama sıra sözde feshedilmesine gelince "önce lanetlemiş” olmakla gurur duyacaksın. ”
Batı’nın Doğusu / Yüksel Kanar
Müslüman bir ülkeyiz. Milyonlarca insan namaz kılıyor, bakkala girerken selâmünaleyküm diyor. Ancak sanatta, sinemada, edebiyatta dine dair temalar sanki bir marjinallik gibi aktarılıyor. Günde beş vakit ezan okunan bu memlekette çekilen filmlerde ezan sesi duyamıyoruz, namaz kılan bir karakter ya hiç gösterilmiyor ya da marjinal birisiymiş gibi resmediliyor; keza başı örtülü bir başkarakterin olduğu meşhur bir romanımız yok gibi.
Enteller Aleykumselam Der mi / Ali Köse
İnsan nerede olursa olsun, aynı hissiyatı taşıyan kişilerle birlikte olunca aşılmaz sanılan zorluk dağları bir bir aşılırdı. Sıkıntılar hafifler, yollar kısalır, menzil yakınlaşırdı. İman dolu gönüller, İslam'ın kardeşlik potasında büyüyen yüce duygularla omuz omuza verince ölümcül çöllerde, hayat veren vahalar zuhur ederdi. Viran yerler bayındır olur, toprak münbitleşir, ot bitmez kıraç topraklarda rengârenk çiçekler açar, cennetvari gülistan'a dönerdi. Evet, her biri birer iman kütlesi olan dostlarla birlikte bulunuyor olmanın tadı başka, sevinci başkaydı. Böyle dostlarla, doğru bir ifade ile kardeşlerle birlikte zindanda olmak, aslında cennetin Tuba Ağacı altında gölgelenmek demekti. O halde zindanın medreseye dönüşmemesi için hiçbir sebep yoktu...
39. Koğuş / Naşit Tutar
Yavaş yavaş ilerlerken toprak yoldaki tozlar, yıkık binaların görünüşleri mazlumiyeti gösteriyordu. Kurşunlanmamış bir ev, kurşunlanmamış bir duvar, şehidi olmayan hane, yası tutulmayan acı yoktu. Her ev, her duvar adeta kalbura çevrilmiş, her sokakta, her caddede işgalci İsrail'in zulmünün imzası vardı.
İntifada Öyküleri / Mehmet Ali Gönül
Gerek tarih, gerek içerisinde yaşadığımız zaman parçası dikkatle incelendiğinde görülür ki, davetçi doğup büyüdüğü kendi memleketinde fazla etkili olamamaktadır. Bir müslüman olarak bu etkisiz çevrede davete devam etmek ise doğru değildir. Davetçinin İslam'a çağrı aşkını köreltir, kabuğuna çekilmesine sebep olur. İşte bu yüzden başta Peygamberler olmak üzere İslam davetçilerinin büyük bir çoğunluğu göç etmişler, mekânlarında değişiklik yapmışlardır.
İslam’ın Genç Davetçilerine / Mehmet Göktaş
Cahiliye toplumu, Müslüman toplumunun dışında kalan her çeşit toplumdur. Objektif bir tarif yapmak istersek şöyle deriz. Gerek inanç ve düşünce tarzında, gerek ibadet kastı taşıyan davranışlarda ve gerekse hukuki yasalarda belirecek ortaksız Allah'a kul olma ilkesine dayanmayan bir toplum cahiliye toplumudur. Böyle bir objektif tarife göre günümüzde fiilen var olan bütün toplumlar «Cahiliye Toplumu» kategorisine girer!
Yoldaki İşaretler / Seyyid Kutub
İslam âleminde ne zaman bir yıldız batsa başka bir yıldız doğar. Ne zaman bir kahraman yok olsa başka bir kahraman ortaya çıkar. Allah onun zillete ve aşağılanmaya düşmesine razı olmaz. İslam dünyasının zillete düşmesinde Müslümanların zilleti vardır. Aşağılanmasında pusuda bekleyen düşmanlar kahkahayla gülerler. Tüm Müslüman halklar üzerlerindeki tozu silmeli, yürüyüşlerine yeniden başlamalı, merkezine, mesajına ve ilk özelliklerine tekrar geri dönmelidirler.
Müslümanlar ve Filistin Davası / Ebu’l Hasan Nedvi
İnsanlık, gerek Batı'sı ve gerek Doğu'suyla gelip bir noktada tıkanmış kalmıştır. İşte bu tıkanma noktasının aşılışı, İslam medeniyetinin yeniden dirilişiyle olacaktır.
Tarihin Yol Azığı / Sezai Karakoç
Bizim kalplerimiz katılaşmış bulunuyor, İslâm'dan oldukça uzaklaşmış, batılıları taklide sapmış ve bu taklitçilik içerisine gömülmüş bulunuyoruz. Bana öyle geliyor ki, bizzat onlar İslâm'a bağlanmadıkça, İslâm'ı kabul etmedikçe İslâm'a dönecek değiliz. Onlar döndükten sonra biz de onlar döndüler diye İslâm'a döneceğiz.
Hatıralarım / Hasan El Benna