Söz&Kalem-Zeliha Gürceğiz
Günümüzde en fazla reçete edilen ilaç gruplarından biri antidepresanlardır. Antidepresanlar yalnızca depresyon değil, aynı zamanda anksiyete bozuklukları, obsesif-kompulsif bozukluk (OKB), travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve bazı kronik ağrı durumlarında da etkin şekilde kullanılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre depresyon 2030 yılına kadar dünya genelindeki en yaygın hastalık haline gelebilir. Bu da antidepresanların daha da sık reçete edileceği sonucuna ulaştırır. İlginçtir ki bu denli reçete edilip kullanılan ilaçların geliştirilmesi ve araştırılması devam etmektedir. Mekanizmaları ve etkileriyle birlikte antidepresanlara bir göz atalım.
İnsan beyni bir dizi sinyaller ve bu sinyalleri almaya, işlemeye ve cevap oluşturmaya uygun hücreler topluluğundan oluşur. Bu hücreler “nöron”lardır. Sinyalleri alan nöron bu sinyali bir başka nörona ileterek sinyallerin taşınmasına yardımcı olur. Bir nörondan bir nörona sinyal taşınmasına yardımcı olan maddeler vardır. Bunlar da “nörotransmitter” maddelerdir. İşte antidepresan ilaçlar nörondan nörona sinyal taşıyan nörotransmitter maddelerin düzeylerini belirleyerek çalışır. Özellikle serotonin (mutluluk hormonu), norepinefrin (stres hormonu) ve dopamin (memnuniyeti sağlayan hücre) gibi nörotransmitterler duygu durumun düzenlenmesinde kilit rol oynar.
Bu sebeple antidepresanlar bu nörotransmitter maddelere etki ederek çalışır. Etki mekanizması çeşitlidir ve antidepresan grupları bu etki mekanizmasına göre isimlendirilir. Selektif Serotonin Geri Alım İnhibitörleri (SSRI’lar), Serotonin ve Norepinefrin Geri Alım İnhibitörleri (SNRI’lar), Trisiklik Antidepresanlar (TCA’lar), Monoamin Oksidaz İnhibitörleri (MAOI’ler) antidepresan gruplarıdır. Güncel piyasadaki antidepresanların büyük çocuğunluğu Selektif Serotonin Geri Alım İnhibitörleridir.
SSRI’ların etki mekanizması Serotonin miktarını arttırma temeline dayanır. Serotonin düzeyi arttıkça kişiye mutluluk veren bir nörotransmitter maddedir. SSRI’lar Serotonin üretmez ancak Serotoninin geri alımını inhibe eder (engeller). Bu sayede Serotonin düzeyinin artmasına yardımcı olur.
Antidepresanlar akut tedaviyi sağlamaz yani örneğin bir ağrı kesici ağrıyı çok kısa bir sürede kesebilir fakat antidepresan ilaçlar kısa sürede etki gösteren ilaçlar değildir. En az 4-6 hafta düzenli kullanıldıktan sonra etki gösterebilirler. Bu süreçte hastaların sabırlı olması gerektiği için ilacın kullanım zorlukları arasında sayılabilir. Ayrıca hastanın sosyal hayatını etkileyebilecek yan etkileri de bulunur. Bu yan etkiler arasında ağız kuruluğu, kilo alımı, baş dönmesi, baş ağrısı, cinsel işlev bozuklukları ve duygusal körelme bulunur. Antidepresanlar, çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler tarafından alındığında intihar düşüncesi ve davranışı riskinde artışa neden olabilir.
Araştırmalar, antidepresan kullanımının 25 yaşın altındakilerde artan intihar davranışı ve düşüncesi (intihar eğilimi) riski ile ilişkili olduğunu göstermiştir. FDA'ya göre, artan intihar riski, tedavinin ilk bir ila iki ayı içinde ortaya çıkmaktadır. 2009 yılında yürütülen bir meta-analiz, antidepresan kullanımı ile intihar veya intihara eğilim arasındaki ilişkinin yaşa bağlı olduğunu göstermektedir. Antidepresanların özellikle ani bir şekilde kesilmeleri sonucunda, antidepresan yoksunluk sendromu ortaya çıkabilir. Antidepresan yoksunluk sendromu da üzerine konuşulması gereken bir durumdur.
Bilimsel araştırmalar sonucunda şunu söyleyebiliriz ki; hiçbir antidepresan bağımlılık yapmaz. Bağımlılık yapıcı herhangi bir içeriği de yoktur. Fakat uzun süreli kullanımdan sonra bir anda kesilmesi kişide yoksunluk sendromu oluşturabilir. Antidepresan kesilme sendromu, en az bir aylık sürekli kullanımı takiben antidepresan ilaçların kesilmesi veya azaltılması sonrasında ortaya çıkabilen bir durum olarak tanımlanır.
Semptomları grip benzeri belirtiler, uyku sorunları, mide bulantısı, zayıf denge, duyusal değişiklikler, ankisiyet ve depresyon olabilmektedir. Sorun genellikle üç gün içinde başlar ve birkaç ay sürebilir. Nadiren psikoz oluşabilir. Bu denli yan etkisi bulunan ilaçların eğer kullanılacaksa dikkatli kullanılması gerekir. Başta da değindiğimiz gibi, geniş bir perspektifte reçete edilen ilaçlardır. Herhangi bir patoloji söz konusu değil ise yan etkileri düşünülerek kar zarar hesabı yapılarak kullanılması faydalı olacaktır. Ayrıca bu süreç mutlaka doktor kontrolünde yürütülmelidir. Kişinin kendi başına ilaca başlaması ya da öneriyle ilaç değiştirmesi, istenmeyen sonuçlar doğurabilir.
Son olarak dikkate alınması gereken bir diğer husus da antidepresanların tek başına iyileşme sağlamasının zor olduğudur. Yani yaşam tarzı değişiklikleri ve belki sosyal destekle birlikte düşünülmelidir. Sonuç olarak antidepresan kullanımında bilinçli olmak, hem tedavinin başarısı hem de kişinin genel sağlığı açısından büyük önem taşır.
Rabbim sağlık, sıhhat versin…