Orijinal Metin
Bil ki lafızlar, nefiste bulunan mânâların delilleridir. Mânâ ise önce akılda tahakkuk eder, sonra dile intikal eder ve nihayet yazıyla sabit olur. Bundan dolayı yazı, lafzın; lafız ise mânânın remzidir. Mânâların sıhhati bozulduğunda söz de bozulur; söz bozulduğunda ise ilim hakikate ulaştırmaktan uzaklaşır.
İnsan, aklı sayesinde küllî mânâları idrak eder; duyular ise ancak cüz'î olanı kavrar. Duyuların getirdiği malumat, aklın terazisinde tartılmadıkça yakîn ifade etmez. Çünkü nice kere göz aldanır, kulak yanılır; fakat akıl, doğru kıyas ile hakikati ayırt eder.
Mantık ilmi, aklın yanlış düşünmekten korunmasını sağlayan bir mizandır. Nasıl ki nahiv dili hatadan muhafaza ederse, mantık da fikri hatadan muhafaza eder. Bu sebeple mantık öğrenen kimse, yalnız münazara ehli arasında değil; dinî meselelerde, hikmette ve edebiyatta da daha sağlam hüküm verir.
İlimlerin fazileti de buradan doğar. Zira ilim, insanı zan mertebesinden yakîn derecesine yükseltir; hikmet ise bu yakîni güzel söz, doğru amel ve salih ahlâk ile tamamlar. Böylece insan, hem kendisini hem de içinde yaşadığı toplumu kemale ulaştıracak yolu daha açık biçimde görür.
*
İnsan önce düşünür, sonra konuşur, en sonunda da düşündüklerini yazıya döker. Bu yüzden yazı, konuşmanın; konuşma ise zihindeki düşüncenin bir yansımasıdır. Eğer düşünce doğru değilse, söylenen söz de doğru olmaz. Sağlam bilgiye ulaşmak için önce düşüncenin sağlam olması gerekir.
Duyular bize çevremiz hakkında bilgi verir; ancak bunlar her zaman yeterli değildir. Göz bazen yanıltabilir, kulak yanlış duyabilir. İnsan bu bilgileri aklıyla değerlendirip karşılaştırdığında gerçeğe daha güvenilir biçimde ulaşabilir. Akıl, duyuların getirdiği bilgileri düzenleyen ve doğruluğunu sınayan en önemli güçtür.
Mantık, düşüncenin doğru işlemesini sağlayan bir ölçüdür. Dil bilgisi nasıl konuşurken hata yapmamıza engel oluyorsa, mantık da düşünürken yanlış sonuçlara varmamızı engeller. Bu nedenle mantık sadece filozoflar için değil; dinî ilimlerle uğraşanlar, edebiyatçılar ve doğru hüküm vermek isteyen herkes için gerekli bir ilimdir.
Gerçek ilim insanı tahminden kesin bilgiye ulaştırır. Hikmet ise bu bilgiyi güzel ahlâk, doğru davranış ve yerinde söz ile tamamlar. Böylece insan yalnızca daha bilgili olmaz; aynı zamanda daha olgun, daha adil ve daha faydalı bir kişiye dönüşür.
*
Lügat
Lafız: Söz, kelime
Mânâ: Anlam
Tahakkuk: Gerçekleşme
Küllî: Genel, tümel
Cüz'î: Tekil, özel
Yakîn: Kesin bilgi
Kıyas: Akıl yürütme yöntemi
Mizan: Ölçü
Nahiv: Arapça dil bilgisi
Münazara: İlmî tartışma
Hikmet: Bilgelik, doğru bilgiyle doğru davranışı birleştirme
Zan: Kesin olmayan kanaat
*
Kaynak
Eser: Kitâbü'l-Hurûf / Harfler Kitabı
Müellifi: Ebu Nasır Fârâbî
Konu: Mantık, dil felsefesi, dinî ilimler, hikmet ve edebiyat.
Hazırlayan: Hamza Korkmaz