Oyunlar, çocukluğundan tutun yetişkinliğine kadar hatta sonrasında bile her insanın muhatap olduğu bir araçtır. Eskiden atari oyuncaklarıyla ve atari salonlarıyla ortaya çıkan bu muhataplık, günümüze doğru teknolojinin hızla artmasıyla internet kafelerdeki bilgisayarlardan, evlerdeki dizüstü bilgisayarlara, oradan da elimizdeki telefonlara kadar ulaşmıştır. Özellikle çağımızda dijital oyunların artmasıyla büyük bir sektör halini almıştır. Öyle ki bu sektör sadece boş zamanı geçirmek için kullanılan bir eğlence aracı olmaktan çıkmış, milyarlarca dolarlık yatırımların yapıldığı dev bir ağ haline gelmiştir.
Bu kadar büyük yatırımların yapıldığı bir sektörün tamamen masum olduğunu düşünmek ise saflıktan öte akıl tutulması olacaktır. Nitekim günümüzde milyonlarca insan sanal dünyalarda oyunların içerisinde gününün büyük bir çoğunluğunu geçirmektedir. Özellikle zihinleri yönlendirilmeye müsait olan gençler, zamanının neredeyse hepsini oyunlarla harcamaktadır. Böyle büyük bir zaman diliminin verildiği oyunlar, insanlar üzerinde derin izler bırakmaktadır. Öyle ki, oyun içerisinde kurduğu arkadaşlıklar, giydiği kıyafetler, gördüğü her detay, yaptığı ve duyduğu her şey zamanla bilinçaltına işlenmekte ve karakterini yavaş yavaş yontup şekillendirmektedir.
Oyunların bu denli insanların karakterleri, zihinleri ve yaşayışları üzerinde büyük izler bıraktığını ve bu sektöre bu kadar yüklü miktarlarda sermayeler ayırıp harcamalar yapıldığını gören her insan; bu oyunların içerisinde, oyunları kuranların fikirlerini, inanışlarını ve amaçlarını yansıtan izler olduğunu elbet fark etmişlerdir. İnsanlarla birebir konuşarak fikirlerini, inanışlarını veya hayat tarzlarını aktarmaya çekinenler, oyunların içerisine gizledikleri subliminal içerikler vasıtasıyla bunları empoze etmeye çalışmaktadırlar.
Bilinç eşiğinin altında kalarak birebir tespit edilmesi zor olan “subliminal” içerikler, eskiden beri film, müzik, reklam vb. birçok sektörde kullanılmıştır. Özellikle teknolojinin gelişmesiyle birlikte dijital oyunlarda çok daha fazla kullanılmaya başlanmıştır. Oyunların içerisindeki görseller, senaryolar, temalar, kıyafetler, müzikler, avatarlar ve semboller oyunu oynayan kişiye en derin şekilde etki etmektedir. Bunların içerisine gizlenen subliminal içerikler tekrar eden algoritmalarla bireyin bilinç altına kazınmaktadır. İnsan zihni, özellikle gördüğü ve duyduğu şeylerin etkisinde çok daha fazla kalmaktadır. Zamanının çoğunu ekran başında oyunlarda geçiren bir bireyin bilincinin ne kadar savunmasız kaldığını tahmin etmek zor değildir.
Oyunların içerisine gizlenmiş subliminal içeriklere biraz değinmekte fayda var. Birçok oyunda okült (doğaüstü) semboller, şeytani ayinler, karanlık ritüeller, şeytani figürler ve büyü temaları kullanılmaktadır. Eskiden oyunların içerisinde örneğin çimlerin arasında veya bir duvarın üstünde silinmiş boyalarla çizilmiş şeytani inanışları temsil eden semboller çizilerek subliminal mesajlar verilmeye çalışılırken; artık günümüzde ise yukarıda bahsettiğimiz detaylar doğrudan bireyin zihnine yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Birçok oyun bu bahsettiğimiz temaları bir hikâye unsuru olarak değil, bireyi şekillendirecek ve özendirecek bir ambiyansla piyasa sürmektedir.
Olağandışı olan ve özellikle Müslüman gencin inancıyla zıt olan bu tür oyunlara saatlerce maruz kalmak, artık birey için bir sıradanlaşma durumu doğurur. Nitekim oyunlardaki bu subliminal mesajlara maruz kalan veya bu bahsettiğimiz temaları sıradan görmeye başlayan insanlar; zamanla ya toplumdan kopup uzaklaşmaya ya da bunların yansıttığı şiddet, vahşet ve insani duygularından soyutlanma gibi etmenlerle ya kendine ya da başkalarına zarar verecek seviyeye gelmektedir.
Bireylerin, oyunları oynarken sadece bir oyun gözüyle bakmaması gerekir. Örneğin bir dövüş oyunu sadece iki karakterin birbiriyle dövüşmesi değil, sürekli oynayan birey için şiddetin sıradanlaşmaya başlamasıdır. Bir silah oyununda zombileri, hayvanları veya insan avatarları öldürmek sadece bir atıcılık veya nişan oyunu değil, sürekli oyunda silaha maruz kalan bir bireyde silahın günlük hayatta basitçe kullanabileceği bir araç olduğu düşüncesini doğurur. Bu bahsettiğimiz olgular insanların maruz kaldığı en yüzeysel subliminal mesajlardır. Her oyun veya her oyuncu bu şekildedir demiyoruz, lakin uzun süreli maruz kalmanın bireyde bu yönlerde karakter değişimine sebep olduğu kesin bir durumdur.
Günümüzde, dijital oyunlarda subliminal mesajlar artık yüzeysel olarak bile görülecek bir hale gelmiştir. Birçok oyunda ters haç, tek göz, baphomet (boynuzlu şeytan), ritüel çemberleri, büyü temaları ve pentagram (beş köşeli yıldız) gibi sembolleri görmek mümkündür. Bunların sıradan semboller olmadığını tam aksine bilinçli şekilde oyunlara yerleştirildiğini iddia etmekte bir beis yoktur zannımca. Çünkü bu semboller sadece estetik bir anlayışla veya oyun içi bir figür olarak oyuna konmamıştır.
Bunlara sürekli maruz kalan bireylerin bunları zamanla sıradan görüp benimsemesi hatta özenmesi için konduğunu anlamak gayet basittir. Bir diğer husus ise oyunlara yerleştirilen müstehcenliği normalleştiren subliminal içeriklerdir. Oyunların çoğunluğu gözlemlendiğinde erkek ve kadın karakterlerin ya çıplak ya da çok açık kıyafetler giydiğini görmek mümkündür. Oyun içerisindeki bu karakterlerin açık kıyafetlerini sürekli gören bireyler zamanla bunlara özenmeye başlamaktadır. Bu durum teşhircilik denilen olguyu da beraberinde getirmektedir.
Yukarıda bahsettiğimiz bütün olgular göz önünde bulundurulduğunda, oyunların sadece birer eğlence aracı olmadığı; tam aksine subliminal içeriklerle bireyin zihninin şekillendirilmeye çalışıldığı ortadır. Oyunlar birer eğlence aracı olmaktan çıkmış, subliminal içeriklerle doldurulmuş birer propaganda aracı haline gelmiştir. Bireylerin, özellikle Müslüman gençlerin zihinlerini bu tür saldırılara ve işgallere karşı korumaları elzemdir. Sizlere oyun oynamayın diyemeyiz; lakin oyunların size ne yaptığını, size ne kattığını, sizden ne aldığını ve ne oynadığınızı bilerek oynayın diyebiliriz…
Vesselam…