Mustafa Gözel - Söz&Kalem Dergisi
İnsan, var olduğu günden bu yana başkalarıyla ilişki kurarak hayatını anlamlandırmıştır. Sosyalleşme dediğimiz şey, yalnızca bir arada bulunmak değil; konuşmak, paylaşmak, anlaşmak ve gerektiğinde tahammül etmeyi öğrenmektir. Uzun yıllar boyunca bu süreç; sokakta, mahallede, aile içinde ve yüz yüze ilişkiler aracılığıyla gerçekleşmiştir. Ancak günümüzde bu doğal ilişki biçimlerinin yerini giderek ekranlar almaktadır. Kalabalıklar içindeyiz ama yalnızız. Herkesle bağlantı hâlindeyiz ama kimseye gerçekten temas etmiyoruz. Bir zamanlar sokakta kurulan ilişkiler, bugün ekranların içine sıkışmış durumda.
Eskiden sosyalleşme dediğimiz şey, hayatın doğal akışı içinde gerçekleşirdi. Plan yapmadan, randevu ayarlamadan, online olmaya gerek kalmadan… Mahallede biriyle karşılaşır, ayaküstü sohbet eder, hâl hatır sorardık. Çocuklar sokakta oynar, tartışır, barışır, düşer, kalkar ve büyürdü. Büyükler evlerde, cami avlusunda, köy odalarında veya ev ziyaretlerinde bir araya gelirdi. Bu ilişkiler kusursuz değildi ama gerçekti. Bugün o günlerin hasretini çekmemiz ve eskiye özlemimizin altında yatan asıl sebep de budur işte; Samimiyet…
Bugün ise sokak kültürü büyük ölçüde hayatımızdan çekildi. Yerini ekranlar aldı. Sosyalleşme, parmak hareketlerine indirgendi. Birini tanımak için tanışmak veya yanına gitmeye değil, profiline bakmaya başladık. Oysa Yüce Rabbimiz (c.c.), “Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık; birbirinizi tanıyasınız diye sizi topluluklara ayırdık.”(Hucurât/13) buyurmaktadır.
Beğenmek, selam vermenin; takip etmek, tanışmanın yerine geçti. İlişkiler hızlandı ama sığlaştı. Görünürlük arttı, samimiyet azaldı. Artık sözün bir tesiri kalmadı. Kelamın yerini gönderiler, tweetler ve paylaşımlar aldı. Oysa Yüce Rabbimiz (c.c.), “Onlar ki sözü can kulağıyla dinler ve onun en güzel tarafını, sevabı en çok olanını tatbik ederler. İşte bunlar, Allah’ın kendilerini doğru yola erdirdiği kimselerdir. Gerçek akıl sahipleri de işte bunlardır.” (Zümer/18) buyurmaktadır.
Elbette teknolojiyi bütünüyle suçlamak doğru bir yaklaşım değildir. Bugün insanlığın hayatını önemli oranda kolaylaştıran bir nimettir. Her Müslüman buna bu gözle bakmalıdır. Dijital araçlar hayatı kolaylaştırdı, uzakları yakın etti. Ama mesele teknoloji değil; onun hayatımızda kapladığı yer. Ekranlar, insan ilişkilerinin merkezine yerleştiğinde, sosyalleşmenin ruhu zarar görüyor. Çünkü gerçek ilişki; ses tonuyla, bakışla, suskunlukla, hatta bazen anlaşmazlıkla kurulur. Bunların hiçbiri tam anlamıyla ekranlara sığmıyor. Gerçek hayatta yapılan bir şakaya herkes gülerken, sosyal medyada yapılan bir şaka bazı kalp kırıklıklarına yol açabilmektedir. Çünkü söze duygu eklenemediği için karşı tarafa duygu değil, sözün iskeletini ulaşmaktadır.
Bu sosyal dönüşüm ilk başlarda en çok gençleri etkiliyordu. Bugün ise sadece gençler değil, yetişkinler, anne-babalar yüz yüze iletişimde zorlanıyor. Tartışmayı değil, engellemeyi; yüzleşmeyi değil, kaçmayı tercih ediyor. Empati kurmak, sabretmek, farklılıkla yaşamak gibi beceriler doğal ortamında gelişmeyince, ilişkiler kırılgan hâle geliyor. Küçük bir sorun, büyük kopuşlara dönüşebiliyor.
Tam da bu noktada İslam’ın sosyalleşmeye bakışı bize güçlü bir hatırlatma sunuyor. İslam, insanı yalnız başına bir varlık olarak görmez. İnsan, başkalarıyla birlikte anlam kazanır. Toplumdan kopuk bir dindarlık anlayışı, İslam’ın ruhuna da uzaktır. Kur’an-ı Kerim’de bu durum çok açık bir şekilde ifade edilir: İçinizden iyi ve yararlı olana davet eden, doğru ve iyi olanı emreden ve kötülüklerden sakındıran bir topluluk çıksın. İşte gerçek kurtuluşa kavuşanlar onlardır.’’ (Ali İmran/104)
Bu ayet, sosyal ilişkilerin bir zorunluluk değil, yaratılışın bir parçası olduğunu gösterir. İnsanlar farklıdır ama bu farklılık bir ayrışma sebebi değil; tanışmanın, anlamanın ve birlikte yaşamanın zeminidir. İslam’da sosyalleşme, sadece bir arada bulunmak değil; sorumluluk almak, başkasını gözetmek ve ilişkiyi ahlâk temelinde sürdürmektir.
Yardımlaşma ve dayanışma da bu anlayışın merkezindedir. Kur’an’da, “İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın.” (Mâide/2) buyrulurken, toplumsal ilişkilerin ahlâkî bir çerçevede yürütülmesi istenir. Yani sosyalleşme, keyfî bir ilişki ağı değil; iyiye, doğruya ve adalete hizmet eden bir bağdır.
Hz. Peygamber’in (s.a.v) hayatına baktığımızda da bu anlayışın canlı örneklerini görürüz. O (s.a.v), insanlardan uzak durmayı değil; insanlarla birlikte olmayı, zor da olsa ilişkiyi sürdürmeyi önemsemiştir. Şu hadis bu açıdan oldukça düşündürücüdür: “İnsanlarla iç içe olup onların eziyetlerine sabreden mümin, insanlardan uzak duran müminden daha hayırlıdır.” (Tirmizî, Kıyâme, 55) Bu hadis-i şerif, sosyalleşmenin her zaman konforlu olmadığını ama gerekli olduğunu da açıkça ortaya koymaktadır. İnsan ilişkileri yorucudur, sabır ister, fedakârlık gerektirir. Ancak toplumsal olgunluk da tam olarak bu süreçte ortaya çıkar.
Bugün ekran merkezli bir dünyada yaşıyoruz. Bu gerçek değişmeyecek. Ama bu dünyada insan kalıp kalamayacağımız bizim tercihimiz. Ekranları hayatımızın tamamı hâline getirdiğimizde, ilişkileri de yüzeyselleştiriyoruz. Oysa İslam’ın hatırlattığı sosyalleşme anlayışı, insanı merkeze alır. Yüz yüze iletişimi, hal hatır sormayı, birlikte olmayı önemser. Madem ki ekran merkezli bir dünyada yaşıyor ve bundan sakınanın mümkün olmadığını kabulleniyoruz, o halde dijital dünyada da Müslüman kimliğimizi korumalıyız.
Ebû Saîd el-Hudri’den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre, Nebi (s.a.v):
“Yol ve sokaklara oturmaktan sakınınız” buyurdu.
Sahâbîler:
– “Ya Resûlallah! Bizim yol ve sokaklara oturmaktan vazgeçmemiz mümkün değil, çünkü lüzumlu işlerimizi orada konuşuyoruz.” dediler.
Resûlullah (s.a.v):
–“Vazgeçemiyorsanız ve mutlaka oturmak zorunda kalıyorsanız, o halde yolun hakkını veriniz” buyurdular.
Bunun üzerine:
– “Yolun hakkı nedir ki, ya Resûlallah?” diye sordular.
Peygamberimiz:
–“Gözü haramlardan korumak, gelip geçene eziyet vermemek, verilen selâma mukabelede bulunmak, iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındırma vazifesini yerine getirmek” buyurdular. (Buhârî, Mezâlim 22, İsti’zân 2; Müslim, Libâs 114.)