Murtaza Çelebi - Söz&Kalem Dergisi
Taşlar konuşmaz gibi görünür ama her biri bir çağın sesini taşır. Şehirler, bu seslerin yankısıyla nefes alır. Bir köprüde yüzyılların ayak izi, bir duvarın çatlağın da insanlığın hüznü saklıdır. 3 şehir, 3 soluk… Her biri bir hatıranın sığınağı, bir duanın yankısıdır. Zaman, bu şehirlerin üzerinden geçerken anıları aşındırma az, aksine daha derin bir iz bırakır. Belki de bu yüzden, taşlara dokunduğunuzda yalnızca soğuk bir yüzeye değil, geçmişin sıcak kalbine de temas ederiz. Şimdi hep beraber 3 şehrin 3 tarihi dokusunda bu sıcaklığı hissedelim.
1) Şamahı Şehri (Azerbaycan)
Şamahı adı, ilk defa Ptolemeus’un apıtında "Samaheya" veya "Kamaheya" adı ile tanınmıştır. Arap’lar ise burayı "eş-Şemahiyye" olarak adlandırmışlardır. Şehir, özellikle 8. yüzyıldan itibaren İslam kültürünün yayıldığı ve bölgenin yönetim merkezi hâline geldiği bir yer olmuştur. Şamahı şehri Araplar zamanında bölgede merkez haline gelmiştir. Araplar ve hazarların savaşları sırasında bölge defalarca elden ele yer değiştirmiştir. Şirvanşahlar Devleti burada kurulmuştur. Önce Safevi devletine, 1538 de ise Osmanlı Devleti’ne katılmıştır. 1609’da I. Abbas yeniden Şirvanı geri aldı ve 18. yüzyılda Şamahı Hanlığı kuruldu.
Şamahı, Azerbaycan’ın ilk camilerinden bazılarına ev sahipliği yapmıştır. Medreseler, kütüphaneler ve camiler şehrin kültürel ve dini hayatını şekillendirmiştir. Tarih boyunca Şamahı, Hazar Denizi’ne ve Kafkas ticaret yollarına yakınlığı nedeniyle önemli bir ticaret merkezi olmuştur. Şehirde el sanatları, halı dokumacılığı ve yerel pazarlar ekonominin temelini oluşturmuştur. Günümüzde Şamahı, hem tarihî hem de kültürel mirasını korumakta, özellikle camileri ve medreseleri ile turistlerin ilgisini çeken bir merkezdir.
Şamahı Cuma (Ulu) Camii
Şamahı Cuma Camii, şehrin en eski ve en önemli İslami yapılarından biridir. Cami, 743 yılında inşa edilmiş olup, Azerbaycan’ın en eski Cuma camilerinden biridir. İbadet ve toplumsal etkinlikler için bir merkez olarak hizmet vermiştir. Şamahı Ulu Camii, 734 yılında inşa edilen Derbent Ulu Cami’sinden sonra Kafkasya’da inşa edilen ilk cami olarak kabul edilir.
Yapı, klasik İslam mimarisine uygun olarak taş ve tuğla kullanılarak inşa edilmiştir. Kare planlı avlu, minare ve kubbeler camiye ihtişamlı bir görünüm kazandırmaktadır. Cephedeki taş işçiliği ve süslemeler, bölgenin erken dönem İslam mimarisinin özelliklerini taşımaktadır. Caminin üç salonlu yapısı ve üç bölümlü iç kısmı orta ve büyük yan kubbeler ile kaplanmıştır. Merkezi sivri kubbe, yan bölümlerin sütunları ve ana harim salonunun dikdörtgen iç kısmı Ulu Cami'ye, Derbent Ulu Camii ile benzer bir görünüm kazandırmıştır.
Cuma Camii, Azerbaycan İslam mimarisinin nadide örneklerinden biri olarak kabul edilir. Hem dini hem de kültürel etkinliklerin merkezi olmuştur. Günümüzde Cami, hem ibadet hem de turistlerin ziyaret ettiği bir mekân olarak önemini korumaktadır.
2) Toledo (İspanya)
Toledo, İspanya'nın Kastilya-La Mancha bölgesinde yer alan tarihi ve kültürel açıdan son derece zengin bir şehirdir. Roma İmparatorluğu döneminden başlayarak Visigot Krallığı'nın başkenti olmuş, Endülüs Emevîler’inin önemli bir kalesi olarak stratejik bir konumda bulunmuş ve daha sonra Hristiyan krallıklarının Müslümanlara karşı mücadele ettiği kritik bir merkez haline gelmiştir. 16. yüzyılda Kral V. Charles'ın geçici ikametgahı olarak da hizmet veren Toledo, tarih boyunca birçok medeniyetin kesişim noktası olmuştur.
Toledo, "Üç Kültür Şehri" olarak anılır; çünkü İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik gibi üç büyük dinin ve kültürün bir arada yaşadığı nadir şehirlerden biridir. Bu çok kültürlü yapı, şehrin mimarisine, sanatına, sosyal yaşamına ve kültürel dokusuna derinlemesine yansımıştır. Dar ve kıvrımlı sokakları, tarihi yapıları, kaleleri, kiliseleri, sinagogları ve camileriyle ziyaretçilere zengin bir tarih deneyimi sunar.
1986 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilen Toledo, Orta Çağ boyunca bilim, felsefe, sanat ve mimaride önemli bir merkez olmuştur. Şehir, 11. yüzyılda Müslümanların elinde bulunurken 1085 yılında Alfonso VI tarafından Hristiyanların eline geçmiş ve bundan sonrasında farklı din ve kültürlerin izleri bir arada yaşamaya devam etmiştir.
Toledo Camii (Cristo de la Luz)
Toledo'da bulunan ve "Cristo de la Luz" (Işık Mesih) olarak bilinen camii, 999 yılında inşa edilmiş olup, Toledo'da ayakta kalan en eski İslami yapılardan biridir. Bu küçük camii, Moorish (Endülüs) ve Mudéjar mimari tarzlarının karakteristik özelliklerini taşır. Kare planlı olan yapı yaklaşık 8 metreye 8 metre boyutlarındadır ve üzeri tek bir kubbe ile örtülüdür.
Camii, Toledo'nun İslam hakimiyetinde olduğu dönemde şehirde bulunan yaklaşık on camiden biri olarak hizmet vermiştir. İç mekânda dokuz kubbeli bir düzenleme ve at nalı kemerler bulunur; bu unsurlar Endülüs mimarisinin tipik örneklerindendir. Yapı, tuğla ve taş malzemeler kullanılarak inşa edilmiştir ve geometrik desenlerle süslenmiştir.
1085 yılında Toledo'nun Hristiyanlar tarafından ele geçirilmesinin ardından, camii 1186 yılında kiliseye dönüştürülmüş ve üzerine İsa'nın heykelinin yer aldığı bir haç eklenmiştir. Bu dönüşüm sırasında yapıya transept ve Mudéjar tarzında bir apsis eklenmiştir. Bu nedenle camii "Cristo de la Luz" adıyla anılmaya başlanmıştır.
3) Saraybosna (Bosna Hersek)
Saraybosna, Bosna-Hersek'in başkenti ve en büyük şehridir. Tarihi, kültürel ve coğrafi açıdan Balkanlar'ın en önemli merkezlerinden biri olarak kabul edilir. Şehir, Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlar'daki en önemli yerleşimlerinden biri olmuş, farklı dinlerin ve kültürlerin bir arada yaşadığı çok kültürlü bir yapıya sahiptir. Saraybosna, Osmanlı, Avusturya-Macaristan ve Yugoslav dönemlerinin izlerini taşıyan mimarisi ve sosyal dokusuyla zengin bir tarih sunar.
Saraybosna, Osmanlı döneminde 15. yüzyıldan itibaren hızla gelişmiş ve özellikle 16. yüzyılda önemli bir kültür, eğitim ve ticaret merkezi haline gelmiştir. Şehir, İslam kültürünün Balkanlar'daki en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilir. Farklı dinlerin (İslam, Hristiyanlık, Yahudilik) bir arada yaşadığı Saraybosna, zengin bir kültüre sahiptir.
Gazi Hüsrev Bey Camii
Gazi Hüsrev Bey Camii, Saraybosna'nın en önemli ve en büyük Osmanlı dönemi camilerinden biridir. 1531 yılında, Bosna Beylerbeyi Gazi Hüsrev Bey tarafından yaptırılmıştır. Camii, Osmanlı mimarisinin Balkanlar'daki en güzel örneklerinden biri olarak kabul edilir ve hem dini hem de kültürel açıdan büyük öneme sahiptir.
Gazi Hüsrev Bey Camii, sadece bir ibadet yeri değil, aynı zamanda bir eğitim ve kültür merkezi olarak da hizmet vermiştir. Yanında medrese, kütüphane, imaret (aşevi) ve hamam gibi yapılar bulunur. Bu kompleks, Osmanlı şehir mimarisinin tipik bir örneğidir ve Saraybosna'nın sosyal yaşamında merkezi bir rol oynamıştır.
Saraybosna'nın çok kültürlü yapısı, Gazi Hüsrev Bey Camii'nin mimarisinde ve işlevinde de kendini gösterir. Camii, farklı dönemlerde geçirdiği restorasyonlarla hem orijinal Osmanlı özelliklerini korumuş hem de çağdaş ihtiyaçlara uyum sağlamıştır. Günümüzde camii hem ibadet hem de kültürel etkinlikler için aktif olarak kullanılmaktadır. Saraybosna'nın tarihi dokusunu ve Osmanlı mirasını yaşatan en önemli simgelerden biridir.