Söz&Kalem Dergisi - Ayşenur Atağ
Kaç lisan bilmeliyim seni anlatabilmek için,
Kaç şiir yazmalıyım sana,
Ne kadar bağırmalıyım sesini tüm dünya ya duyurabilmek için,
Kaç gece ağlamalıyım hüznüne ortak olup, azda olsa vicdanımı rahatlatabilmek.
Kaç lisan bilmeliyim mazlumiyetini tüm insanlığa anlatabilmek için,
Ah Miracın şahidi şehir,
Ah toprağı Şehadet kokan şehir,
Ah meleklerin şehri...
Çok yoruldun biliyorum .
Ah direnişin, mücadelenin, inancın, imanın şehri!
Ah! Hüzün ve umudun şehri,
Bağıra bağıra seni anlatmak istiyorum,
Her yerde sürekli seni haykırmak istiyorum
Ama kimse duymuyor beni,
Seni yıllardır duymadığı gibi,
Zeytin gözlü çocukların gözlerindeki
Masumiyeti, mazlumiyeti, feryadı duymadıkları gibi.
Ey umudun ve hüznün şehri,
Senin yazmak istiyorum her cümlede
Senin çizmek istiyorum her renkte,
Ama sonra tükeniyor kelimeler, soluyor tüm renkler .
Bir yudum suya hasret, açlıktan ölen zeytin gözlü çocukların bakışları yanında kim ne anlatabilir, ne yazabilir ki
Ey! İnancın , direnişin şehri ,
Umud ve hüznün şehri .
Biz aciz ve çaresiz kaldık affet bizleri
Senin hüznüne, yorgunluğuna , direnişine
Yüreğimizdeki hüzün, gözyaşlarımız ve avuçlarımızdaki dualarla bir tek ortak olabildik affet bizleri, Allah’ım..