Söz&Kalem Dergisi | Ömer Arslan
Zira varlığı maddeye, manayı işleve, insanı tüketime indirgemek demek insan olmanın anlamından, kültür, sanat ve medeniyet gibi değerlerden tamamen kopmak anlamına geliyor. Hiper modernitenin dayattığı haz, tüketim ve eğlence kültürü bizi yeniden Eflatun'un mağarasına hapsetmek istiyor. Burada mutlu olacağımızı söylüyor. Eflatun'un mağarasında gölgeler duvara yansıyordu. Şimdi gölgeler yaldızlı, albenili, parlak, elimizde tuttuğumuz ışıklı ekranlara yansıyor. Bize bu gölgelerin, imgelerin, resimlerin, yansımaların tek yahut en önemli gerçek olduğu söyleniyor. "Her şey burada elinin altında... Kalkıp bir yere gitmene gerek yok!" deniyor. Çünkü ayağa kalktığımız anda ayaklarımıza vurulmuş prangaların farkına varacağımızı biliyor ve bundan korkuyorlar. Bizim hem ayaklarımıza vurulmuş prangalardan hem de zihinlerimize takılmış kelepçelerden kurtulmamız gerekiyor. Bunun için açık bir ufka doğru yeniden temel ve büyük soruları sormamız lazım.
Gök Kubbenin Altında / İbrahim Kalın
Medeniyetimizin temel yapısı Resulullah (sav)’in sünneti üzerinde kurulmuştur. Bu iddia doğrudur. Doğru oluşunun ispatı da tıpkı Kur'an-ı Kerim'in korunmuş olması gibi sünnetin de korunmuş olmasıdır. Bunun doğruluğuna itiraz eden bir kişi aslında, İslam düşmanlarına Kur'an'ın doğruluğuna itiraz etme yolunu göstermektedir.
Sünnetin Anayasal Niteliği / Ebu'l A'lâ el-Mevdudi
Cahiliye, Kur'an terminolojisinde ulûhiyetin gerçeğini bilmemek ve Allah'ın indirdiklerine uymamak anlamındadır. Cahiliye mensuplarının bazı bilgilere, uygarlığa ya da herhangi bir alanda ileriliğe sahip olmaları onlardan “cahiliye” niteliğini uzaklaştırmaz. Onlara “kendileri gerçek anlamıyla Allah'a ibadet ediyorlar mı? Allah'ın indirdiklerine uyuyorlar mı?” diye sorar. Verilen cevap olumsuz ise onlar “cahiliye” içerisinde yaşayan “cahiliye mensubu” kimselerdir. Yeryüzü kaynaklı bilgi ve maddi uygarlık bakımından ulaştıkları düzey ne olursa olsun değişen bir şey olmaz.
İslam Budur / Muhammed Kutub
Mekke'de Müslüman olmak bir ölçüdür, bir ayrıcalıktır, hem de sadece geçmişteki bir dönem için değil. Çünkü bütün zamanların ve mekânların bir Mekke’si vardır, bütün davaların birer Mekke dönemi vardır.
…
Her bir yandan küfrün hücumuna maruz kalmış bir dünyada Müslümanca ortaya çıkabilmek, Müslümanca meydana inmek önemli bir olaydır. Hem Allah (cc) indinde de öyledir. Küfrün hâkim olduğu kâfir olmanın büyük bir dünyevi avantaj ve getirisinin olduğu bir dünyada Müslümanca kimlik ibrazı, diğer bütün amellerin eksikliğine rağmen o Müslümanı kurtaracaktır inşallah.
Mekke'de Müslüman Olmak / Mehmed Göktaş
Binlerce aç insanın karnını doyurabilecek, binlerce yetimin yüzünü güldürebilecek denli çok parayı; nasıl, ne zaman, hiç utanmadan, hesapsızca, yalnız kendi hoşnutluğunuz için harcadınız?
Afrikalı Leo / Amin Maalouf
Yeryüzü bana mescit kılındı
Ant verdim toprak şahit tutuldu
Her sabah her öğle her akşam
İkindiyle yıkanarak yatsıyla donanarak
Seslerden bir sesle fırınlanıp
Sularla polatlanan benim.
Şiirler / Erdem Bayazıt
Mü'minler ise hangi coğrafyada oldukları veya hangi mekânda oldukları fark etmez, kimlikleriyle bir duruş sergilerler. Bilirler ki kimliğin zedelenmesi, şahsiyetin zedelenip yara alması demektir.
Kur’an'da İnsan Tipleri / Sabiha Ateş Alpat
Bireyler günümüzde tüketerek var oluşlarını ortaya koymaktadırlar. Sistemde var olabilmenin yolu, ancak bu sistemin üretmiş olduklarını tüketmekten geçmektedir. Metalaşan toplumda geleneksel değerler çözülmekte ve her şey adeta parasal değerlere indirgenmektedir. Çoğu zaman ismi konmamış bir materyalizm hâkim inanç haline gelmektedir.
Modern Çöküş / Celaleddin Vatandaş
Toplumun düzeltilmesinin temeli, ailenin düzeltilmesidir. Ailenin düzeltilmesi ise, genç kızın, kadının düzeltilmesiyle başlar. Çünkü kadın dünyanın öğreticisidir. Çünkü kadın sağ eliyle beşiği sallarken, sol eliyle de dünyayı sallamaktadır.
Hatıralarım / Hasan el-Benna