Yusuf Bingöl | Söz&Kalem Dergisi
Kıymetli okurlarımız, malumunuz üzere dergimiz Söz&Kalem bu ay 10. yılına girdi. Diğer bir deyişle dergimizin Ekim sayısının bu ay 10.’su yayınlanmış oldu. ‘Vira Bismillah’ başlıklı ilk yazıyı lise yıllarımda öğrenci evinde kalırken beraber yaşadığımız üniversiteli bir ağabeyimizden dinlemiştim. Yazıda gençliğin misyonu, hedefi, derdi, endişesi ve sorumluluğunun olması gerektiği genel hatlarıyla vurgulanmıştı.
İlk sayıyı takip eden yazıları düzenli bir şekilde takip ettiğimde dergimiz Söz&Kalem’in Müslüman gençliğe bilinç ve bakış açısı kazandırdığını bizzat tecrübe ettim. Geçen bu on yıl içerisinde dergimiz bu kardeşiniz gibi birçok okurundan yazarlar çıkardı ve çıkarmaya da devam edecektir inşallah. Bu ayki yazımızda dergimizin bir dert ve sorumluluğun ürünü olduğu üzerinden yola çıkarak genel hatlarıyla medyanın işlevinden bahsedeceğiz.
Malum olduğu üzere her medya organı bir kuruluş amacı, yayın politikası ve yaşam felsefesine sahiptir. Yüzeysel olarak baktığımızda medya kuruluşlarının toplumu dünyada olup bitenlerden haberdar etmek, halkların tarihi ve kültürel özelliklerini yayınlamak gibi temel amaçlarından bahsedilebilir. Ne var ki II. Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan soğuk savaş konjonktüründe medya kuruluşları temel amaçlar dışına çıkarılıp karşı birer savaş malzemesi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Toplum mühendisliği, algı ve manipülasyon, belirlenen hedef kitleyi toplum nezdinde karalamak, zevkperist ve sorumsuz bir nesil yetiştirmek gibi hedefler son yarım asırdaki devasa medya kuruluşlarının temel gayesi haline gelmiştir.
Geleneksel medya organları içerisinde en fazla rağbet gören televizyon, içerisinde barındırdığı yüzlerce kanal sayesinde neredeyse toplumunun tüm kesimlerine hitap etmektedir. Bir yandan haber ve açık oturum kanallarıyla halk günübirlik gündemin peşinden sürüklenmekte, diğer yandan dizi ve eğlence programlarıyla seyirci kitleleri üzerinden reyting savaşı verilmektedir. Sosyal medya mecraları ise toplumda derin fay hatları oluşturabilecek kadar büyük bir etkiye sahiptir. Bir tarafta açılan etiketlerle kullanıcılar yanlış bilgilendirme ve yönlendirmelere maruz kalmakta, diğer taraftan çekilen kısa videolarla asalak bir nesil meydana getirilmektedir.
Günümüzde her ideolojik grubun, siyasal partinin, sivil toplum kuruluşunun geleneksel ya da sosyal medya organı bulunmaktadır. Bu topluluklar kurdukları medya organlarını genellikle yaptıkları etkinleri duyurma ve kendi yaşam felsefesini toplum içerisinde yayma amacıyla kullanmaktadır. Dolayısıyla kurulan medya araç ve gereçleri söz konusu grup veya partinin menfaatleri doğrultusunda hizmet ederler. Durum böyle olduğundan toplumun genel sorun ve sıkıntılarına yeteri kadarıyla yer verilmez.
Birtakım medya kuruluşuysa genellikle ilgi çekecek konular üzerinde daha fazla durur. Sözgelimi bir saatlik haber programı yayınlayan bir TV kanalı o zaman diliminin tamamına yakınını gasp, cinayet, hırsızlık gibi olaylara ayırarak toplum psikolojisinde ciddi tahribatlar bırakmaktadır. Bunun yanında gündüz kuşağı programlarında olağan dışı durumlar sürekli toplumun gözüne sokularak normalleştirilmektedir. Yüksek izlenme oranları almak ve devasa servetler elde etmek uğruna halkın hassasiyetleri göz ardı edilmekte hatta bu hassasiyetler hiçe sayılmaktadır.
Elbette ki mevcut medya kuruluşlarının tamamının yukarıda değindiğimiz çizgide olduğunu iddiasında bulunmak; gerçek manada toplumun sorun ve taleplerini gündem yapan, gençliğin içinde bulunduğu manevi buhranı dert edinip bu minvalde yayınlar gerçekleştiren, halka hitap etmenin gerektirdiği sorumluluğun bilincinde olan medya organlarına haksızlık etmek olur. Nitekim bünyesinde yazılarımızın yayınlandığı gençlik dergisi Söz&Kalem ve buna benzer birtakım dergi kuruluşları, yayın hayatına başladığı ilk günden beri taşıdığı hassasiyetler ve yayınladığı içeriklerle dert sahibi bir davanın ürünü olduğunu ispatlamıştır.
Söz&Kalem dergisi gibi insanlığın ahiretini önceleyen kuruluşların yaygınlaşması ve gençliği dert edinen misyonunun topluma benimsetilmesi bu bakımdan ciddi önem arz etmektedir.
Allah’a emanet olun, selam ve dua ile.