Bütün insanların dünyanın çerçöpünü toplamak için koşuşturduğunu ve avuçlarında onu sımsıkı koruduğunu gördüm. Allah Teâlâ'nın şu kelâmı aklıma geldi: 'Sizin yanınızdaki fena bulur, yok olur; Allah'ın yanındaki ise bâkîdir.” Bunun üzerine dünyadan elde ettiklerimi, Allah Teâlâ katında bir hazine olsun diye O'nun yolunda sarf ettim, fukaraya dağıttım.
İmam Gazali / Hakikat Çağrısı
Bu günah, bu hiç affı olmayan ve insanlık içinde bulaşıcı bir hastalık halinde dolaşan bu ifrit günah, ne cinayettir ne de şehvet. Bu günah, bu tedavisi kabil olmayan ruh afeti, en büyük düşmanımız o: nefsine karşı samimiyetsizlik...
Bizzat kendi kendisiyle karşılaşamayan ruh, ruh afetlerinin en fecisine uğratılmıştır. Samimiyetsiz insan, samimi olmadığını bilseydi, belki kurtulurdu. Fakat o kendi içinden şaşırtılmıştır, muzafferdir, varlıklıdır, kuvvetlidir, akıllıdır. O neden korksun! Zira en büyük ve asıl düşmanı kendi varlığında, kendi nefsinde pusu kuran yabancı varlıktır.
Nurettin Topçu / Var Olmak
Olmak cesareti, kişinin kendi olma cesaretini gösterebilmesi... Yani şartlara uyum sağlayan bir bukalemun değil, şartlar neyi gerektiriyorsa onu olan bir fırsatçı kişi değil, kendi gönlünün sesini dinleyen, ötelerin çağrısını dinleyen biri olmak.
...
Allah'ım, bize değiştirebileceğimiz şeyleri değiştirmek için güç ve cesaret ver; değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabullenmek için sabır ver; ikisini ayırt etmek için de akıl ver. Amin.
Kemal Sayar / İnsan Halleri
İnsanoğlu erdemleri kadar zaaflarıyla da bir bütündür. Her erdemin aynada zayıf bir yansıması bulunur. İnayetiyle hükmeden hünkarın enaniyetine boyun eğmesi; bilgeliğiyle ışık olan âlimin kibrine yenik düşmesi... Bunlar hep insan olmanın alametleri.
Abdulkadir Turan / Nureddin Zengi
Hayatımda İslam ümmetini düşünmekten daha değerli, daha kıymetli hiçbir şey olmadı. Her oturuş ve her kalkışımın ümmet adına olmasını o kadar çok istediğim zamanlar oldu ki bu düşüncenin bile beni Allah'tan alıkoymasında korktum. İslam adına ne kadar çalışma ortamı varsa hepsinde yer alarak planlama çalışmalarına katıldım. Doğru gördüğüm her şeyi savundum. İhtiyaç duyulan her konuda yazdım. Daha sonra öyle bir merhaleye geldim ki kendimi sorgulamaya başladım. Bu sorgulamalar esnasında bazı endişe, hayret ve ıstırap içerisinde çenemi kapayıp üzerimdeki bu halden kalbimin mutmain olması adına şu soruları sordum: Bu düştüğüm durum Allah'ın razı olacağı bir durum mu? Ümmete hizmet etmenin doğru yolu bu mu?
Said Havva / Hatıralarım
Zamanla kimin ne için kitaplarla ilgilendiğini ayırt etmeye başladım. Bazıları kitapları evin süsü olarak görürdü. Kitapsız evle kabrin birbirinden farklı olmadığını düşünürlerdi. Bazıları evlerindeki kitaplığı daha da büyütmek için kendilerini kitap satın almaya adarlardı. Kimileri yalnızca kesin olarak okuyacağı kitapları ya da en azından yaptığı bir araştırmada işine yarayacak olanı satın alırdı. Tüm bunlar arasında başka bir grup vardı ki diğerlerinden çok farklı çok üstündüler. Herhangi bir kitabın sayfalarına daldıkları zaman gözlerindeki özlemi görürdüm. Bin hayatları olmasını isterlerdi. Dünya sevgisinden değil, marifet tutkusundan dolayı.. İnsanoğlunun yazdığı bütün kitapları okuyup, yalayıp yutmak için...
İmamüddin Halil / Kılıç ve Kelime
Ezanın kelimeleri vecizdir, mu'cizdir, ilâhîdir. Mesela son cümlesini ele alalım. La ilahe illallah'ın her bir kelimesinde bir La ilahe illallah vardır. Yani manası vardır. La ilahe illallah, Allah'tan başka ilah yok demektir. "La ilahe"yi kaldırın "illallah" deyin, yine yalnız Allah var demektir. "İlla” yı kaldırın “Allah” deyin, yine kâinatın mutlak hâkimi akla gelir. "Allah" lafza-i celalinin başından elifi kaldırın, “Lillah” yine her şey Allah içindir anlamına gelir. “Lillah”taki birinci lamı kaldırın "lehu" kalır. Yine her şey Allah'ın olduğu anlamına gelir. "Lehu"daki lamı kaldırın, geriye "Hû” kalır. Her şey "O" deyip inlemekte, O'nu göstermekte, Allah'ın varlığını ve birliğini ilân etmektedir, anlamına gelir.
Vehbi Karakaş / Niçin Namaz
Davetçinin siyaset yapması hikmete uygun mu değil mi sorusuna şehid İmam Hasan el-benna şu cevabı vermektedir; "Kardeşlerim! Kur'an sağımızda, sünnette solumuzda olduğu halde yola koyulmuşuz. Gayemiz, sadece İslam'ın emir ve yasaklarına davet etmektir. Buna siyaset diyorsanız, bizim siyasetimiz ondan başkası değildir. Bu davetçilere siyasi insanlar diyorsanız, tüm insanlık şahit olsun ki biz böyle siyasileriz. Bizlere hangi yakıştırmalarda bulunursanız bulunun, bu ne bizi enterese eder ne de bizi yolumuzdan alıkoyar. Kardeşlerim! sözcük ve isimler bizleri hakkı aramaktan alıkoymasın. İslam iki Dünya mutluluğunu garantileyen bir siyasete sahiptir. İşte siyasetimiz onun ta kendisidir. Davetçinin uzak durması gereken siyaset, his, rant, yalan ve ütopya üzerine kurulan, insanları bölmekten, cepheleri ayırmaktan, başka bir netice getirmeyen, kısır, anlamsız, günlük politik faaliyet ve boş cedelleşmelerdir. Siyasette davetçinin misyonu, dağılmış safları birleştirmek, yanlışları düzeltmek, adil siyaset ve alternatif programlar öne sürmektir.
Abdulcelil Candan / Ömür Boyu Davet
Batı insanlığa açılma bakımından kendi iç imkânlarını imha etmiştir. Onun dış görünüşü artık insanları aldatmıyor. Acıma, barış, insanlık, merhamet gibi kelimelerin altında yatanın bir “iktidar iradesi sistemi” olduğunu herkes biliyor.
Çağın büyük devleti ABD'ye bakınız: O boyunduruğu altına aldığı toplumlara görünüşte zahiri bir bağımsızlık veriyor, böylece bu sahte tutumuyla sömürüsünü devamlı kılmak istiyor. Onun bu tavrı dolambaçlı bir soygundur. Onun bütün telaşlı gayretlerinin altında yatan budur. Ölü vücutlar, şekilsiz ve ruhsuz insan kalabalıkları onun eseridir. O insanlık için barış ve sevgi yolunu açma amacını taşımıyor, bir “kabile egoizmi” içinde başkalarını sömürmeye yöneliyor. O sözüm ona insan şerefine inanıyor, ama bu şerefi insanın yaşama seviyesi ile özdeşleştiriyor. Çünkü dünyacı tavrını ilerleterek, maddi güç bakımından bir üstünlük elde edemeyen insanda şeref de yoktur ona göre...
Alaeddin Özdenören / İslam ve İnsan
Günümüz insanını Allah'tan ve tabiattan uzaklaştıran ve kentlerde kitle halinde yaşamaya zorlayan ekonomik büyüme saplantısı; dev kentlerin bulvarların da dostluğu, merhameti ve sevgiyi çarmıha germektedir. Tabiatla aramızda makinalardan bir dağ örülüyor. Tabiatla, doğal olanla aramıza giren bu makine dağları eritmek için, Erdem Bayazıt'ın : "Bir orman gibi büyür içimde sevmek" diyebilecek geniş yüreklere muhtacız. Çağımız insanının tutkularının somut bir tezahürü olan makinaları, ancak bir yanardağ sıcaklığı ile kaynayan aydın yürekler denetim altına alabilir.
Ersin Nazif Gürdoğan / Kirlenmenin Boyutları
Duygusuzluk isteksizliğin en büyük nedenidir. Sevmeyen istemez, istemeyen ise başaramaz. Başarıya doğru ilerlemek istiyorsanız, davanızı, teşkilatınızı ve hedeflerinizi her gün coşkulu duygularla ve heyecanlarla hatırlamalısınız. Duygulanmanız hedefinizi büyütmek ve eylemlerinizi güçlendirmektir.
Sabahattin Uçar / Teşkilatçının Başarı Klavuzu