Her bir yolculuk önceden hiç yaşanmamış bir duyguyu yaratmaya muktedir. Ama hayat, tekrarlardan oluşuyor. Tekrarlardan bile değil, tekrarların tekrarından… İnsan ne yaparsa yapsın sürekli başa saran bir oyunun içinde. Doğuyorsun, yürüyorsun, koşuyorsun, çağırıyorsun, feryat ediyorsun, hızlanıyorsun, yavaşlıyorsun, batıyorsun, uçuyorsun, tökezliyorsun, gülmekten yarılıyor hıçkırarak ağlıyorsun, yoruluyor düşüyorsun, kalkıyorsun, unutuyorsun, hatırlıyorsun, düşünüyor ve yok oluyorsun… Ramazana ulaşmak ne sebeple niyaz edilir ki? Telafi etmekten başka ne sebep olabilir; öncekini, eksik olanı. Bütün eylemleri tekrar yapabilme cesaretine sahip oluşumuz hep umuttan değil midir zaten? Şair, niçin bir ömür daha ister? Her gece bülbül, ağaran vakte kadar ağlasa da her gün, yeniden açar kanayan rengiyle çünkü. Bize bir Ramazan daha lazım, sonra bir Ramazan daha, sonra bir tane daha… Bize bir ömür lazım!
Geçen Ramazan olduğu gibi bu Ramazan ayında da “Ramazan Kitaplığı” başlığıyla u ay boyunca okunup istifade edilebilecek bazı kitapları istifadenize sunmaya çalıştık. Umulur ki fayda görür.
Mekke’ye Giden Yol/Muhammed Esed
Çöl; her zaman aynı çöl değil, her gün her an değişir. Tıpkı insan gibidir, sürekli yepyeni bir çehreye bürünür. Onu yıllardır tanısanız bile çöl yine şaşırtıcıdır. Dün bıraktığın gibi bulamazsın onu. O ise pek az insanı bir gün önce taşıdığı gibi taşır. Değiştiği gibi değiştirir de çöl. Çöl, değişimin vatanıdır. Düşüncelerini değiştirir, hissiyatını, benliğini değiştirir. Daha yolu yarılamamışken bambaşka biri oluverirsin.
Öyle bir çöl ki ulaşılamayacak derinliklerden doruklara, sonu kestirilemez zirvelere çıkaran… Mekke’ye Giden Yol; bir yolculuğun, bir değişimin hikâyesi. Cehaletin prangalarından kurtuluşun, aydınlanmanın hikâyesi. Acaba Mekke’ye hangi yoldan gitmeli?
Güzeli Kurtarmak/Byung Chul Han
“Pürüzsüzlük çağımızın alametidir.” diyerek pürüzsüzlüğü güzellikle eşitleyen beğeni yargılarımıza hücum ediyor Byung Chul Han. Derinlikten uzak, dolayımsız, mesafeyi yok eden ve örtüyü kaldıran modern estetik anlayışı düşünsel bir uzaklığı gerektiren sanatı, anlamdan boşaltılmış pürüzsüz bir sanat anlayışına mahkûm etmiştir. Her şeyin tüketim ve spekülasyonun boyunduruğu altına sokulduğu günümüz dünyasında insan da tükenme tehdidi ile karşı karşıya. Bu tükenme; insanın, dünya ve kendisi ile özgür bir ilişki kurabilmesini imkânsız kıldı. İnsanı tükenmişlikten kurtarmak ise ancak güzeli, güzel olanı kurtarmakla mümkündür. Güzeli kurtarmak, sanatı kurtarmaktır, yani bağlayıcı olanı kurtarmak: insanı gündelik olanın ötesine taşıyarak, baki olanı arayarak, onu ebedi kılarak.
Beyaz Adamın Yükü/Rudyard Kipling (Şiir)
Beyaz Adam dünyayı medenileştirmekle yükümlüdür. Bunun için bütün yollar mübahtır. Öldürür ve özgürleştirir. Ama Beyaz Adam’ın ötekilerine istediği özgürlük kendisine tanıdığı özgürlük gibi olamaz hiçbir zaman. Beyaz Adam’a ötekilerin özgürlük hakkını tanıma hakkını kim verdi? Bir tek Allah bizi tanımlayabilir ve Allah, bizi derilerimizin rengi ve konuştuğumuz diller ile değil amellerimiz üzerinden tanımlamıştır. Bir insanı yaradılışta kendine eş görmeyen bir insan tarihten beri var olan iktidar alanının hangi kısmına acaba düşmektedir? Habil Kabil’e karşı, Hüseyin Yezid’e. Âdem’in varisi ise Hüseyin. Ey Malcolm’un kardeşi sen kimin varisisin?
Tasavvuf ve Ahlak eğitimi / Hasan El-Benna
Tasavvuf; Kurʼân, kâinât ve insanda sergilenen ilâhî azamet tecellîlerinin ve ilâhî kudret nakışlarının tefekküründe derinleşerek mârifetullahʼta mesâfe alabilmek, yani Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilmektir.
Tasavvuf; kalben safâya ermektir. Yani iç âlemi şirk, küfür, nifak, riyâ, kibir, enâniyet, haset, ihtiras, cimrilik gibi menfiliklerden arındırmak ve onu îman, tevhîd, ihlâs, tevâzû, teslîmiyet, tevekkül, rızâ, hiçlik, zühd, diğergâmlık, cömertlik, hizmet, fedakârlık gibi güzel vasıflarla kemâle erdirmektir.
Tasavvuf; nefse karşı son nefese kadar devam eden ve aslâ sulhü olmayan bir cenktir.
Tasavvuf; “takvâ”ya erebilmektir. Dâimâ ilâhî hudutlara riâyet ederek hiçbir zaman Kurʼân ve Sünnet ölçülerinin dışına çıkmama hassâsiyetidir. Her hâlükârda ölçüyü, dengeyi, istikâmeti koruyabilmektir.
Modern çağın dayattığı yaşam formları ile ruhu darbe almışlara, sarsılmışlara, ahlaka ve erdeme yani takvaya ulaşmak isteyenlere yol gösteren nadide bir eser.
Yavaşla, Kemal Sayar
Sürekli bir koşuşturmadan içindeki boşluğu görememektir insanın bitmez sancısı. Hasretini duyduğu kendisidir lakin bunun farkında değildir. Önce kendi sesini duymalı, kendi ruhuna dokunmalı insan. Kavuşmayı arzuladığı dost aynada göremediği kendisidir, hız çağının görmesine engel olduğu kendisi..
Biraz soluklanmak, yazarın dediği "Artık her yerde ve hiçbir yerde" olan insanın elzem ihtiyacıdır.
İrade Terbiyesi / Jules Payot
İrade terbiyesi atılan küçük adımlar sonucu elde edilen büyük başarıdır. Madden kıskaca alınıp mânen yükseltildiğimiz Ramazan ayının sunduğu en büyük fırsattır irademizi güçlendirmek. Karıncaya yem olacak tohum, kasırgalara kafa tutan bir meşeye dönüşebilir, der Jules Payot.
İçimizdeki tohumun farkında mıyız? Onun filizlenmesinin önündeki engeller ne?
Varlığını rüzgâra teslim eden yaprak gibi savrulmak mı yoksa ona karşı uçan uçurtma mı olmak?
İradeyi murad edenlere.
Zamanın Kıymeti / Abdulfettâh Ebû Gudde
"Sayılı günler üzerinize farz kılındı.." ayetinin vurguladığı sayılı günlerimizin içindeki sayılı günler..
Giden her nefesin bir daha aynı insan tarafından alınamayacağı gerçeği vaktin kutsallığını ne de güzel özetlemekte.
Üzerine yemin edileni koruyarak aslında bir ayeti yaşamış oluruz. Asr ayetini. Asrını(vakit) koruyan asrını(dönem) koruyup aslına rücû eder.
Gelin Dünyayı Değiştirelim/ Ebu’l Ala El-Mevdudi
Bu dünya hiç değiştirilemez mi?
Dehşette eşi görülmemiş savaşlar ile sarsılan insanlık, zâlim dünya süperlerinin peşi sıra sendelemekte, onların zulüm ve cinayetlerini çaresiz seyretmektedir.
Nasıl bir dünyada yaşıyoruz? Bu dünyada Müslüman olarak bizim durumumuz nedir? Kokuşmuş ve değersiz Batı medeniyetinin kültürel köleliğini kabule doğru giden güya bağımsız Müslüman toplulukların bu hareketlerini durdurabilir miyiz? Bu çağda bir İslâm inkılâbı mümkün müdür? Süreci, metodu ve tekniği nedir? Hangi zayıflık ve güçsüzlük bizi gerçek Müslüman olmaktan alıkoyuyor?
Ölüm ve Ötesi / İmam Gazali
Dünyadaki bir insanın ölümden ve ölüm ötesi hayata hazırlanmaktan daha önemli bir işi olamaz. İnsan bu dünyada kısa bir süre, ahirette ise ebediyen kalacaktır. Ahirete giderken iki türlü ölüm vardır: İmanlı ölmek ve imansız ölmek. Ahirette varılacak iki yurt vardır: Cennet veya cehennem. Orada ise iki sonuç vardır: Yüce Allah'ın sonsuz rahmeti veya dehşetli gazabı. İmam Gazali’nin bu eserinde, peygamber efendimizin “Ağızların tadını kaçıran, lezzetleri öldüren” şeklinde bize tanıttığı ölümü ve sonrasında bizleri bekleyen hakikatleri en yalın şekliyle bulacaksınız.
Söz&Kalem Dergisi | Ahmet Karadeniz