Ali Tarhan | Söz&Kalem Dergisi
Yaşadığımız dönemin tartışmasız en önemli ve en çok konuşulan konularından biri sosyal medyadır. Sosyal medya, 21. yüzyılda bireyin ve toplumun hayatına hızla giriş yapmış ve insanlık için geri dönüşü olmayan bir yaşam tarzının şekillenmesinde dönüştürücü bir role sahip olmuştur. Gelişen teknoloji ve dijitalleşmenin beraberinde getirdiği faydaları yok sayamayacağımız gibi dijitalleşmenin hayatımıza kattığı olumsuzlukları da yok saymamız mümkün değildir. Sosyal medya hayatımıza büyük oranda şekil veriyor, yaptığımız işler daha çok sosyal medyada varlık gösteriyor. Dijital medya, yaşadığımız asrın değişmez bir fenomeni haline geldi. Dolayısıyla İslam'ın da bu konuda mutlaka söyleyebileceği bazı şeyler vardır. Yüce dinimiz İslam, gerçek hayatla ilgili hükümler ortaya koyduğu gibi ‘sanal’ olarak adlandırdığımız ve bambaşka bir dünya olarak tasarlanan hayatla ilgili de ortaya koyduğu hükümleri vardır. Gerçek hayatta geçerli olan bütün hükümler aynı şekilde sosyal medyada geçerlidir. Haliyle İslam’ın hükümleri gerçek hayatta nasıl tatbik edilmesi gerekiyorsa aynı şekilde dijital dünyada tatbik edilmesi gerekir.
Sosyal medyanın zararları arasında en önde sayabileceğimiz husus sosyal medya mecralarının kontrol edilememesidir. Kontrol mekanizmasının olmaması beraberinde çok fazla yalan ve dezenformasyon sayılabilecek paylaşımları da getirmektedir. Sanal ortamlarda kişi sahte hesaplarla kimliğinin gizliliğine sığınarak veya sanal alemin serbestliğine aldanarak her türlü sözü söyleyebilmektedir. Bununla beraber küfür, hakaret, iftira, haksız töhmet, zan altında bırakma gibi toplumsal huzursuzluk çıkarabilecek her türlü davranışlara sanal alemde sıkça rastlar olduk. İnsanlar sanal âlemdeki bu davranışları ile aslında tanımadığı insanların, bilmediği günahlarını hiç farkına varmadan üzerine almakta, dünya ve ahirette kendisini büyük vebale ve günaha sokmaktadır. İslam'ın emir ve yasakları tüm zaman ve zemini kapsayan, hayatı tümüyle kuşatan bir nizamdır. Haliyle unutulmamalıdır ki; gerçek hayatta haram olan yalan sosyal medyada da haramdır. Dinimiz, gerçek hayatta iftirayı yasakladığı gibi dijital dünyada da iftiraya varacak ithamları aynı şekilde yasaklamıştır. Bu tür eylemlerin gerçekte vebali olduğu gibi sosyal medya üzerinden yapılmasında da uhrevi olarak sorumluluğunun olacağı bilinmesi gerekiyor. Sahte hesaplarla yapılan yalan-yanlış paylaşımların vebali yokmuş gibi davranmak beyhude bir beklentidir.
Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim, yalnızca imanla ilgili konulara değinmez, insan hayatının ve toplumsal yaşamın tüm ana meseleleri ile alakalı hükümler içermekte ve bunlarla alakalı meselelere değinerek öğütler vermektedir. Aile hayatından komşuluk ilişkilerine, siyasetten ekonomiye, ticaretten sosyal medyaya kadar pek çok alanda mü’minlere yol göstermektedir. Hucurât Suresi de Kur'an'ın, ahlâklı ve erdemli davranmanın kurallarını açıklayan surelerinden birisidir. Sosyal medyada gerçekdışı haberlerin araştırılmadan beğenilmesi ve paylaşıma sokulması ile masum insanların maddî veya manevî zarar görmelerine sebep olacak eylemleri, Hucurât Suresi'nin: "Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın." mealindeki ayetle ne kadar kötü bir fiil olduğu vurgulanmış ve mü’minler bu tür eylemlerden men edilmişlerdir. Dolaysıyla duyarlı her Müslümanın sosyal medyada ki yalan haberlere karşı en büyük ölçüsü bu ayet olmalıdır.
İlgili ayet, toplumsal düzenin bozulmaması, gerçekdışı haberler nedeniyle aralarına nifak ve tefrika girmemesi için müminlere sabırlı olmalarını, aralarında gidip gelen haberlerin doğru olmasına dikkat etmelerini emrederek onları irşat etmektedir. Çünkü İslam toplumunun temellerine yönelik en büyük tehlike, Müslümanları birbirine düşman edebilecek haberlere gerçek olup olmadığını araştırmadan güvenmek ve onlara dayanarak birbirlerinin aleyhinde kararlar almaktır. Ayetten çıkan genel hüküm; kim olduğu ve dinî hassasiyeti bilinmeyen veya günahtan çekinmeyen yalancı kimselerin verdikleri haberlere güvenilmemesi, bunlara dayanılarak hüküm verilmemesi ve harekete geçilmemesidir. Ayetin bu yöndeki manası ve hükmü geneldir, her zaman ve mekânda geçerlidir. Sosyal medyada sahte hesapların yaygın olması ve kullanıcı hesaplarının kime ait olduğunun bilinememesi, oradan elde edilen bilgilerin güvenilirliği hakkında önemli şüpheler doğurmaktadır. Ayette biz Müslümanlara, fasık bir kişinin haber getirmesi halinde acele etmeyerek haberin doğruluğunu araştırmaları emredilmiştir. Günümüz sosyal medya platformlarında sahte kullanıcı hesaplarından veya dinî ve ahlâkî hassasiyet açısından tanınmayan kişilere ait hesaplardan yapılan paylaşımların gerçekdışı olma ihtimali her zaman vardır. Bu durumda bir Müslümanın, ilgili ayetin hükmü gereği üçüncü şahıslara maddî veya manevî zarar verebilecek paylaşımları beğenme, yayma ve üzerinde yorum yapma hakkı yoktur.
İyi, kötü, sevap-günah, helal-haram, doğru -yanlış, güzel-çirkin mefhumları gerçek hayatta da sanal ortamda da geçerlidir. Bir hadiste Resulullah (s.a.v): "Şüphesiz, doğruluk insanı iyiliğe, iyilik de cennete götürür. Kişi devamlı doğru söyler ve doğruluktan ayrılmazsa Allah katında "sıddık" olarak tescillenir. Yalan insanı kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür. Kişi devamlı yalan söyler, yalan peşinde koşarsa Allah katında "yalancı" olarak tescillenir" şeklinde buyurarak, sanal ortamda da gitmemiz gereken yolu en güzeli ile tarif etmektedir. Dinimiz, bizlere bilginin en kapsamlı şekilde kullanımı ile ilgili en doğru yöntemi öğretmiştir. Mümin, sanal âlemde de istikametini muhafaza eder, doğruluktan ayrılmaz. Yalan ve iftira ile insanların onur ve haysiyetini zedelemez. Kul ve kamu hakkını ihlal eden asılsız paylaşımlarda bulunmaz. Geliniz, yolumuz doğruluk, niyetimiz iyilik olsun. Sevgili Peygamberimizin ifadesiyle “Allah'a ve ahiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya da sussun!”